KÜRSÜDE ADALET, SİYASETTE DALALET!

Bir siyasi partiden ayrılmak, bir insanın yalnızca siyasi tercihini değiştirir.
Ama görünen o ki bazı çevrelerde bu durum, kişinin yıllardır taşıdığı toplumsal kimliğinin de sorgulanmasına kadar varabiliyor.


Şevki Kaya üzerinden son günlerde yaşanan tablo tam da bunu düşündürüyor.
Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden ayrılıp belediye meclisinde bağımsız devam etme kararı alan bir ismin, hemen ardından Alevi Kültür Dernekleri içindeki görevinden alınmasının kamuoyuna yansıma biçimi, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Alevi Kültür Dernek başkanlığı parti üyeliğine mi bağlıdır?
CHP’de siyaset yapmıyorsan Alevi toplumunu temsil edemez misin?
Eğer bu böyleyse burada çok ciddi bir problem var.
Çünkü dernekler siyasi partilerin arka bahçesi değildir.
Bir sivil toplum kuruluşunun temel varlık nedeni; düşünceyi, inancı, kültürü ve toplumsal dayanışmayı korumaktır.


Eğer bir kişi siyasi tercihini değiştirdiği anda bulunduğu sivil toplum yapısının dışında bırakılıyorsa, burada sorgulanması gereken yalnızca alınan karar değil, o kararın dayandığı anlayıştır. Çünkü sivil toplumun oluşumlarının varlık nedeni tam da siyasi aidiyetlerin üstünde kalabilmektir aslında…
Bir kişinin siyasi tercihi değişti diye kültürel temsili tartışmaya açılıyorsa, burada demokrasi adına yüksek sesle konuşanların önce dönüp aynaya bakması gerekir. Hele ki durmadan adalet, eşitlik, özgür irade söylemiyle kamuoyuna seslenen bir siyasi anlayışın ortaya koyduğu bu görüntü, ciddi bir çelişkidir.
Bir meclis üyesi partiden ayrılabilir, bağımsız kalabilir, farklı düşünebilir. Bu, demokratik bir haktır! Mesele, bu tercihin ardından ortaya çıkan baskı atmosferidir. Daha da düşündürücü olan ise böylesine hassas bir meselenin adeta bir reklam çalışması gibi boy boy haberler, peş peşe yorumlarla servis edilmesidir. Sanki büyük bir siyasi zafer kazanılmış gibi oluşturulan hava oluşturuluyor. Oysa burada toplumun hassas damarlarına dokunan bir konu var. Söke gibi herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kentte böylesi süreçlerin böylesine şişirilerek büyütülmesi, sadece kişileri değil kurumları da yıpratıyor. Üstelik tam da böyle dönemlerde devreye giren başka bir gerçek var ki; Fitne…


Bu şehrin üzerinde fütursuzca dolaşan, küçük ayrılıkları büyüten, yönetimleri karşı karşıya getiren, belediyeyi karıştırmaya, tartıştırmaya, çatıştırmaya çalışan; CHP ilçe yönetimini dibe çekmeye çalışan, parti içi kırılmaları derinleştiren çok bilindik, görünen ama görmezden gelinen, sessiz kalınan bir fitne…
Bugün yaşananlar da tam olarak bu fitnenin sonucudur…
Bir istifa yalnızca istifa olmaktan çıkarılmış ya da diğer açıdan bakmak gerekirse bir görev değişikliği yalnızca bir görev değişikliği olarak bırakılmamıştır.
Ve sonuçta olan, her zaman ve yine Söke’ye olmuştur.
Kafama takılan bazı sorular var;
*Bir meclis üyesinin özgür iradesi nerede başlar, nerede biter?

  • Siyasi kimliğinden vazgeçmenin bedeli sosyal alandan tasfiye ise, burada herhangi bir özgürlükten bahsedilebilir mi?
    *Demokrasi, sadece aynı düşünenlerin yan yana durduğu bir rejim midir?
    Lütfen herkes kendi vicdanında cevaplasın bu soruları…
    Siyasi aidiyet değişir diye toplumsal temsil yok sayılmaz, sayılamaz?
    Adalet, yalnızca slogan olduğunda hiçbir bir anlam taşımaz; hoşuna gitmeyen kararlara saygı gösterildiğinde bir anlam taşımaya başlar.
    Söke’nin ihtiyaç duyduğu şey her geçen gün yeni cepheler açmak değil; şehrin huzurunu kişisel hesaplara teslim etmemektir.
    Yol bir, sürek bin bir olsa da; gönül bir olmadıkça hiçbir söz yerini bulmaz.
Yayınlama: 03.04.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.