Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Siyaset, tabelalardan, renklerden ve ideolojilerden ibaret değildir. Sahadaki gerçeklik çok daha nettir: Bir partiyi güçlü kılan, görünür yapan ve hedefe taşıyan, çoğu zaman o yapının içindeki siyasetçinin becerisi, kararlılığı ve sahadaki refleksidir.
Aydın siyaseti bunun en canlı örneklerinden birini sundu: Özlem Çerçioğlu, yıllarca başarıyla hizmet ettiği partinin geldiği noktada, Aydın ve Aydın’ın geleceği için yollarını ayırmanın zamanının geldiğine kanaat getirdi. Yeni siyasi zemine geçişiyle birlikte, sahadaki etkinliği ve görünürlüğü yeniden dikkat çekici hale geldi.
Öte yandan, ayrılığı sonrasında eski parti tarafından üretilmeye çalışılan algılar dikkat çekiciydi: lakaplar, ithamlar ve “siyasi hayatın bitti” söylemleriyle, sanki sahada hiçbir etkisi kalmamış gibi bir tablo çizilmeye çalışıldı. Oysa yapılan hesapların çoğu eksikti. Kurulan cümleler güçlüydü belki ama strateji eksikti; söylemler sertti ama zemin kırılgandı. Yani aslında rakiplerini küçültmeye çalışırken kendi içlerindeki çatlağı büyüttüler. Meclis salonlarından kamuoyuna yansıyan tartışmalar, sert üsluplar, karşılıklı restleşmeler ve giderek büyüyen kontrolsüzlük hali, siyasi disiplinin yerini dağınıklığa bıraktı…
Son olarak yaşanan hukuki süreç ise zaten gerilmiş olan yapının taşıdığı yükü daha görünür hale getirdi. Kamu vicdanında oluşan soru işaretleri, sadece bir kişi üzerinden değil, bir dönemin yönetim anlayışı üzerinden de okunmaya başladı.
Diğer tarafta ise uzun yıllardır bölgede beklenen siyasi ivmeyi yakalayamayan bir siyasi yapı, bu beklenmedik transferle birlikte sahada yeniden konuşulur hale geldi. Yıllardır etkili muhalefet üretmekte zorlanan kadroların, tek bir güçlü siyasi figürle birlikte daha görünür, daha organize ve daha diri algılanmaya başlaması dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Bu da bizlere şu gerçeği bir kez daha hatırlattı: Siyasi partilerin kimliği elbette önemlidir; ancak o kimliği taşıyan kadronun gücü, dili ve topluma dokunabilme kapasitesi yoksa tabela tek başına başarı getirmez. Bu süreç, siyasetin özünün ne olduğunu bir kez daha gösterdi: Parti kimliği tek başına yeterli değildir. Kısacası gücü, etkinliği ve sahadaki başarıyı belirleyen partiden ziyade o partide siyaset yapan kişinin kabiliyeti, kriz yönetimi ve topluma dokunabilme refleksidir.
Ve bazen siyaset en eski atasözlerinden birini yeniden hatırlanması gerektiğini öğretir…
BÜKEMEDİĞİN BİLEĞİ ÖPECEKSİN!