Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İnsan yerel siyaseti izlerken iki soruyu aynı anda sormak zorunda kalıyor: Kim haklı? Ve daha önemlisi; bu şehir ne olacak?
Kuşadası son günlerde yine ağır iddialarla gündemde. İstanbul merkezli yürütülen bir soruşturma kapsamında İstanbul Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği operasyon kamuoyunda ciddi yankı uyandırdı. İmar süreçleri, ihaleler, belediye iştirakleri… Başlıklar sıradan değil, iddialar hafife alınacak türden değil.
Öncelikle altını kalın çizgilerle çizelim: Yargı süreci devam ederken kimseyi peşinen suçlu ilan etmek ne adaletle bağdaşır ne vicdanla. Ancak kamu gücünü kullananların şeffaflık sınavına tabi tutulması da bir “linç” değil, demokrasinin gereğidir.
Belediye Başkanı Ömer Günel uzun süredir değişim ve dönüşüm söylemiyle siyaset yapıyor. Kent estetiği, altyapı hamleleri, sosyal projeler… Bunlar görmezden gelinemez. Fakat belediyecilik yalnızca kaldırım yapmak, park açmak, etkinlik düzenlemek değildir. Belediyecilik aynı zamanda güven üretmektir. Güven ise açıklıkla, hesap verilebilirlikle ve tereddüde yer bırakmayan bir yönetim anlayışıyla sağlanır.
İmar dosyaları bir şehrin geleceğidir. İhale süreçleri kamu kaynağının namusudur. Bu iki alanda ortaya çıkan en küçük şüphe bile “siyasi polemik” diye geçiştirilemez. Çünkü mesele sadece hukuki değil; aynı zamanda ahlaki ve kurumsal bir meseledir.
Burada yapılması gereken savunma refleksiyle köşeye çekilmek ya da sessizliğe bürünmek değildir. Tam tersine; kamuoyuna açık, net ve belgeli bir bilgilendirme süreci işletmektir. Şeffaflık geciktikçe söylenti büyür. Sessizlik uzadıkça güven erir.
Elbette bir belediye başkanının çevresindeki herkesin her eyleminden birebir hukuki sorumluluğu olmayabilir. Ancak siyaset yalnızca hukuki zeminde yürümez. Siyasette sorumluluk aynı zamanda kurumsaldır. Yakın çalışma halkasında ortaya çıkan iddialar, ister istemez yönetim anlayışını da sorgulatır.
Benim derdim kişi değil, kenttir. Bu şehir turizmle, yatırımla, kültürle anılmalı. Dosyalarla değil. Eğer ortada bir yanlış varsa hukuk gereğini yapmalıdır. Eğer yoksa da bu gölge derhal ve açık biçimde kaldırılmalıdır.
Hiç kimse yargıdan büyük değildir. Ama hiçbir şehir de belirsizliğe mahkûm edilemez.
Kuşadası’nın ihtiyacı polemik değil; netliktir.
Netlik ise cesaret ister