Dün Uşak, Bugün Köşk: Nuri Güler Üzerinden Adaletin Turnusolü

Siyasetin en sevdiği oyunlardan biri şu: “Benim hırsızım iyi, seninki kötü.”
Dün Uşak’ta CHP’li belediye başkanına yapılan operasyon üzerinden ortalığı ayağa kaldıranlar, klavye başında adeta birer savcıya dönüşenler, bugün Köşk’te AK Partili Belediye Başkanı Nuri Güler hakkında patlayan iddialar karşısında ne yapacak, işte asıl mesele bu.
Çünkü mesele hiçbir zaman gerçekten “hukuk” olmadı. Mesele, kimin yaptığıydı.
Dün… “Devlet temizleniyor” diyenler, “Kim olursa olsun hesabını versin” diye bağıranlar, “Yargı görevini yapıyor” diye alkış tutanlar…


Bugün aynı cümleleri kurabilecek mi?
Yoksa klasik refleks devreye girip; “Bir bakalım, araştırılsın…” “Algı operasyonu olabilir…” “Zamanlaması manidar…” mı denilecek?


İşte Türkiye’nin kronik hastalığı tam burada başlıyor. Adalet, bir ilke olmaktan çıkıp bir araca dönüşüyor. İşine gelince kutsal, işine gelmeyince şüpheli.
Oysa adalet dediğin şey, taraftar tutmaz. Forması olmaz. Rozet taşımaz.
Adalet, senin adamınsa da işler, karşı tarafınsa da.


Eğer dün Uşak’taki operasyonu göğsünü gere gere savunduysan, bugün Köşk’teki iddialar karşısında aynı netlikte durmak zorundasın.
Duramıyorsan, mesele adalet değil, kabileciliktir.


Bu ülkede herkesin dilinde aynı cümle var: “Adalet herkese lazım.”
Ama kimse şu cümleyi kurmak istemiyor: “Adalet, önce bana da lazım.”
Çünkü gerçek adalet, konforlu değildir. Kendi tarafını da rahatsız eder. Kendi mahallene de dokunur.
Ve işte tam o yüzden değerlidir.


Bugün Köşk’teki iddialar karşısında verilecek tepki, sadece bir belediye başkanının değil, bir zihniyetin sınavı olacak.


Bakacağız… Adalet gerçekten mi isteniyor, Yoksa sadece rakibe karşı kullanılan bir sopa mı?
Cevap zor değil.
Ama dürüst olmak zor.

Yayınlama: 02.04.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.