Bir Komedyen, Bir Siyasetçi ve Kaybolan Ölçü

Türkiye’de yaşamanın en zor tarafı ne biliyor musunuz?

Sabah uyandığınızda gündemi takip etmek değil…

Hangi olayın gerçek, hangisinin skeç olduğunu anlamaya çalışmak.

Bir komedyen dini değerlerle ilgili yaptığı gösteri nedeniyle gündem oldu.

Arkasından bir siyasi lider çıktı, destek açıklaması yaptı.

Bir an durdum.

Telefonu kapattım.

Açtım.

Tekrar baktım.

Çünkü yaş ilerledikçe insan bazı şeylerin halüsinasyon olmasını umut ediyor.

Eskiden komedyenler siyasetçileri tiye alırdı.

Şimdi siyasetçiler komedyenlerin menajerliğini yapıyor.

Bir sonraki aşama ne?

“Sayın Genel Başkanımızın katkılarıyla hazırlanan Ramazan Özel Stand-Up Geceleri” mi?

Bakın, mesele bir komedyeni sevmek ya da sevmemek değil.

Mesele şu:

Bu ülkede milyonlarca insanın kutsal kabul ettiği değerlere dokunduğunuzda ve insanlar rahatsız olduğunu söylediğinde, onlara dönüp “Siz sanattan anlamıyorsunuz” demek, dünyanın en kolay entelektüelliği.

Türkiye’de bazı insanlar için ifade özgürlüğü çok ilginç bir şey.

Kendilerine yapılan en küçük eleştiride üç gün tweet atıyorlar.

Ama başkasının kutsalına dokunulduğunda birden Voltaire’in torunu kesiliyorlar.

Adam geçen hafta otopark kavgasında üç kişiye küfür etmiş.

Bu hafta çıkmış:

“Efendim, mizahın doğasında rahatsız etmek vardır.”

Kardeşim, senin doğanda da çifte standart var gibi görünüyor.

Bir de siyasetçilerin bu konudaki refleksine hayranım.

Ülkede ekonomi desen ayrı dert.

Emekli desen ayrı dert.

Gençler desen “Biz ne zaman yaşayacağız?” diye soruyor.

Ama bizim siyaset gündemimiz ne?

Komedyen savunması.

Yani Titanic batıyor…

Orkestra susmuş…

Kaptan çıkmış diyor ki:

“Arkadaşlar, öncelikle gemideki mizah özgürlüğünü konuşalım.”

Ve sonra bize deniyor ki:

“Bu sadece bir şaka.”

Tamam.

O zaman ben de bir soru sorayım.

Bu ülkede herkesin kutsalı kendine saygıdeğer, ama milyonların dini hassasiyeti söz konusu olduğunda neden birden herkes cesaret madalyası dağıtmaya başlıyor?

Çünkü fark ettim ki Türkiye’de bazı insanlar için özgürlük şöyle çalışıyor:

Benim kutsalıma dokunursan saldırı.

Senin kutsalına dokunursam sanat.

Ben üzülürsem nefret.

Sen üzülürsen mizah.

Matematikten hiç anlamam ama bu denklemde bir gariplik olduğu belli.

Aslında en komik olan ne biliyor musunuz?

Bu ülkede komedyenler siyasetçileri konu ediyor, siyasetçiler komedyenleri savunuyor.

Vatandaş ise markette peynir fiyatına bakıp sessizce kendi hayatının stand-up gösterisini yaşıyor.

Ve galiba hepimizin ortak sorusu şu:

Biz gerçekten bir ülke mi yönetiyoruz…

Yoksa çok uzun süredir devam eden, final yapmayı reddeden bir kara mizah dizisinin figüranları mıyız?

Yayınlama: 06.07.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.