Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Söke’de bazı sorunlar vardır…
Herkes görür, herkes konuşur, herkes bilir ama nedense çözmek için kimse harekete geçmez.
İşte trafik sorunu da tam olarak böyle bir sorun.
Defalarca dile getirdik.
Defalarca yetkilileri göreve çağırdık.
Defalarca “Bu işin sonu nereye varacak?” diye sorduk.
Ama değişen bir şey yok.
Tehlike geliyor diyor, biz seyrediyoruz!
Söke’nin trafik yapısı zaten başlı başına ciddi bir problem.
İlçe merkezinde yolların önemli bölümünün tek yönlü olması, araç yoğunluğu, otopark sorunu ve özellikle belirli saatlerde yaşanan trafik sıkışıklığı vatandaşın günlük hayatını zorlaştırıyor.
Bunun üzerine bir de şehir merkezinde bulunan İlçe Emniyet Müdürlüğü binasının oluşturduğu trafik yoğunluğu eklenince sorun daha da büyüyor.
Şimdi burada çok basit bir soru sormak gerekiyor:
Trafiği rahatlatması gereken kurum, trafiğin oluştuğu noktalardan birinin merkezinde neden bulunuyor?
Elbette emniyet teşkilatının görevini tartışmıyoruz.
Tam tersine…
Trafik güvenliğini sağlamak, vatandaşın can ve mal güvenliğini korumak hepimizin ortak beklentisi.
Ancak şehir planlaması ve trafik düzenlemesi açısından baktığımızda, kurumların konumları da trafik üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmek zorunda.
Söke büyüyor.
Araç sayısı artıyor.
Nüfus artıyor.
Ama trafik düzenimiz aynı hızda gelişmiyor.
Asıl mesele de burada başlıyor.
KUŞADASI YOLU’NDA HERKESİN BİLDİĞİ TEHLİKE
Bir başka sorun ise Söke-Kuşadası yolu üzerinde yaşanıyor.
Yazın düğün salonları…
Kışın okul yoğunluğu…
Özellikle okul giriş ve çıkış saatlerinde bu güzergâhta yaşanan trafik yoğunluğunu Söke’de yaşamayan yok.
Peki böyle bir bölgede ne yapılması gerekir?
Trafiğin rahatlatılması gerekir.
Gerekirse alternatif düzenlemeler yapılır.
Gerekirse eğitim saatleri yeniden planlanır.
Gerekirse trafik ekipleri yoğun saatlerde bölgede daha etkin görev yapar.
Ama biz ne görüyoruz?
Okul giriş ve çıkış saatlerinde, zaten yoğun olan bölgede sürücü eğitimleri yapıldığını görüyoruz.
İşte bunu anlamakta gerçekten zorlanıyoruz.
Okulların giriş-çıkış saatleri belli.
Trafiğin yoğun olduğu saatler belli.
Güzergâh belli.
Bölgedeki sıkışıklık belli.
O halde neden sürücü eğitimleri özellikle bu yoğunluğun içerisine denk geliyor?
Bu eğitimler başka saatlerde yapılamaz mı?
Trafiğin daha sakin olduğu bölgeler değerlendirilemez mi?
Bunlar çok zor sorular değil.
BİR KAZA OLURSA NE OLACAK?
Asıl sorulması gereken soru ise şu:
Allah korusun, o bölgede ciddi bir kaza yaşanırsa ne olacak?
Bir can kaybı yaşanırsa?
Bir çocuk zarar görürse?
Bir aile evladını kaybederse?
O zaman herkes dönüp “Keşke daha önce önlem alsaydık” mı diyecek?
Bizim derdimiz tam olarak bu.
Bir olay yaşandıktan sonra önlem almak değil, olay yaşanmadan önce tedbir almak.
Trafik güvenliği zaten bunun için vardır.
Vatandaşın can güvenliği, günlük hayatın kolaylaştırılması ve şehir trafiğinin düzenlenmesi için vardır.
Bugün sorun ortadayken susmak, yarın yaşanabilecek bir olaydan sonra açıklama yapmaktan çok daha kolay olabilir.
Ama doğru olan bu değildir.
SİYASET BİRAZ DA BUNLARLA İLGİLENSİN
Siyaset sadece seçim zamanı vatandaşın kapısını çalmak değildir.
Siyaset sadece kürsülerde konuşmak değildir.
Siyaset, vatandaşın günlük hayatında karşılaştığı sorunları görmek ve çözüm için mücadele etmektir.
Söke’de siyaset yapan herkese buradan açık çağrımızdır:
Biraz da bu sorunlarla ilgilenin.
Trafik sorunuyla ilgilenin.
Okul bölgelerindeki güvenlikle ilgilenin.
Kuşadası yolu üzerindeki yoğunlukla ilgilenin.
Şehir merkezindeki trafik düzeniyle ilgilenin.
Vatandaşın her gün yaşadığı ama artık kanıksamaya başladığı sorunları gündeme taşıyın.
Çünkü vatandaşın siyasetçiden beklentisi çok basit:
“Beni gör, beni duy ve sorunuma çözüm bul.”
TEHLİKE GELİYORUM DİYOR!
Söke’de trafik sorunu artık “yarın bakarız” denilecek noktayı çoktan geçti.
Tehlike geliyor.
Hem de bağıra bağıra geliyor.
Biz görüyoruz.
Vatandaş görüyor.
Esnaf görüyor.
Veliler görüyor.
Sürücüler görüyor.
Peki karar vericiler ne zaman görecek?
Bir gün kötü bir olay yaşandığında herkesin aynı cümleyi kurmasını istemiyoruz:
“Biz bunu daha önce de görmüştük.”
Evet, gördük.
Yazdık.
Söyledik.
Yetkilileri göreve çağırdık.
Şimdi bir kez daha söylüyoruz:
Söke’nin trafik sorununu çözmek için illa bir canın yanmasını beklemeyin!
Bir düzenleme yapmak bu kadar zor olmamalı.
Bir eğitim saatini değiştirmek bu kadar zor olmamalı.
Yoğun saatlerde trafik akışını yeniden düzenlemek bu kadar zor olmamalı.
Şehir merkezindeki trafik planını masaya yatırmak bu kadar zor olmamalı.
Çünkü mesele siyaset değil.
Mesele parti değil.
Mesele makam değil.
Mesele insan hayatı.
Ve insan hayatının söz konusu olduğu yerde,
“Bugün de böyle idare edelim” anlayışının artık bir karşılığı olmamalı.
Söke tehlikeyi görüyor.
Şimdi sıra yetkililerde…
Görmek, duymak ve gereğini yapmak zorundalar.