Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bugün Didim’de küçük bir gezi yaptım. Malum, 3-6 Eylül tarihleri arasında MilyonFest var. Didim hareketli, konserler peş peşe, etkinlikler, organizasyonlar… Şehirde festival havası… Ben de aracımı Didim Belediyesi’nin otoparkına bırakmıştım. Dönüşte görevli yerinde yoktu. Ödeme cihazının üzerinde de “Kartınızı okutunuz” yazıyordu. Ben basın kartı sahibi olduğum için belediye otoparklarına ücret ödemiyorum. En azından bugüne kadar böyle oldu. Dolayısıyla görevlinin gelmesini bekledim. Bir süre sonra elinde kahvesiyle karşı taraftaki kafeden biri geldi. Görevliymiş. Basın kartımı gösterdim. Aldığım cevap oldukça ilginçti… Bana, belediyenin zarar ettiği gerekçesiyle ücretsiz geçişlerin kaldırıldığını, hatta belediye personelinden bile ücret alınmasının istendiğini söyledi, şaşırdım. Ama açık söylemem gerekirse, şaşkınlığım otopark ücretinden değildi. Benim takıldığım başka bir şey vardı. Bana bu hakkı belediye vermedi ki belediye geri alsın. Elimdeki basın kartını Didim Belediyesi vermedi. Hak ve sınırlarını da o belirlemedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından tarafıma verilmiş bir kart. Devletin ilgili kurumu tarafından belirli şartlar karşılığında verilen resmi bir kart. Bir belediyenin bu kartın sağladığı kolaylıkları uygulayıp uygulamaması konusunda elbette hukuki bir çerçeve vardır. Ben de tam olarak onu soruyorum zaten. Varsa gösterin. “Şu tarihte şu kararı aldık, şu uygulamayı kaldırdık” deyin.
Biz de bilelim.
Çünkü mesele benim bugün otoparka para verip vermemem değil. Mesele, kamu hizmetinde kuralların nerede başlayıp nerede bittiği.
Hatice Başkan, bu uygulama ne zaman kaldırıldı? Karar merhaba zaman alındı? Hangi mecliste görüşüldü? Ne zaman uygulanmaya başladı?
En önemlisi Basın mensuplarına neden duyurulmadı?
Çünkü kamu yönetiminde işler biraz daha farklı yürümeli diye düşünüyorum. Bir hak kaldırılıyorsa, vatandaş bunu görevlinin kahvesini içip karşıdaki kafeden gelmesini bekleyerek öğrenmemeli.
Hele ki “Belediye zarar ediyor” gibi bir gerekçeyle açıklanıyorsa… İnsanın aklına ister istemez başka sorular da geliyor. Belediye gerçekten bu kadar mı zarar ediyor? Öyleyse festival bütçeleri ne durumda? Günlerdir üst üste konserler, etkinlikler, organizasyonlar yapılıyor. Bunların hepsi elbette şehrin sosyal hayatı için güzel şeyler. Kimsenin eğlencesine itirazımız yok. Ama belediyenin kasası söz konusu olduğunda, vatandaşın da sormaya hakkı var: Tasarruf neden ilk olarak otoparkta başlıyor? Konser sahnesinin önünden geçerken belediyenin zarar ettiğini düşünmüyoruz da otoparkın çıkışında birkaç ücretsiz geçiş görünce mi aklımıza geliyor?
Benimki sadece merak.
Bir de şu var…
Bugün basın kartı.
Yarın başka bir belge.
Öbür gün başka bir hak…
Eğer her kurum kendi kapısında “Ben bunu böyle uyguluyorum” demeye başlarsa, vatandaş da doğal olarak neye inanacağını şaşırır. Hatta insanın aklına kötü kötü şeyler gelir.
Acaba Didim, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ama mevzuatı kendine özel bir yer mi?
Şaka bir yana…
Sayın Hatice Başkan;
Belediyenin gelir-gider dengesi elbette sizin sorumluluğunuzda. Tasarruf etmek de hakkınız. Ama tasarrufun da bir yöntemi, bir açıklaması, bir şeffaflığı olmalı. Hele ki söz konusu olan bir vatandaşın ya da basın mensubunun sahip olduğu haksa…“Belediye zarar ediyor.” tek başına yeterli bir cevap olamaz asla… Vatandaş şunu sorunun cevabını alabilmeli; Zarar ediyorsak nerede ediyoruz, tasarruf ediyorsak nerede ediyoruz?
Ve kusura bakmayın…
Konserlerin ışıkları bu kadar parlakken, otoparkın çıkışında tasarrufun fenerini vatandaşın gözüne tutunca insan ister istemez biraz sorguluyor.
Ben bugün ücretimi ödedim. Hem de Didim Belediyesi daha fazla zarar etmesin diye… O yüzden içim rahat😉
Ancak konu kapandı mı? Bence kapanmadı.
Çünkü mesele ödenen para değil, mesele, neden ödediğinizi veya ödemediğinizi kimin ve hangi kuralla belirlediğidir. Emin olun ki Hatice Başkan, biz gazetecilerin en sevdiği şeylerden biri para ödememek değildir…
Bizim en sevdiğimiz şey, cevabını bulamadığımız soruların peşine düşmektir.