ESKİ KULAĞI KESİKLERDEN, MODERN KAR HIRSINA!

Rivayet edilir ki, Ahi Evran’ın bulunduğu şehirde bir esnaf vardı. Bu esnaf, gün boyu dükkanına müşteri girmediği için hayli üzgündü. Akşam olmasına rağmen siftah yapamamıştı.

Tam o sırada bir müşteri, Ahi Evran’ın dükkânına geldi ve mal almak istedi. Ahi Evran, müşterinin elindeki paraya ve almak istediği ürüne baktı, sonra da karşı dükkanı işaret etti:

“Ben bugün siftahımı yaptım. Komşum ise hiç yapamadı. Siz isterseniz o dükkandan alın, hem gönlünüz hoş olur hem de komşumun yüzü güler.”

Müşteri şaşırdı. Çünkü çoğu esnaf kendi kazancını düşünürken, Ahi Evran komşusunun kazancını öncelemişti. Müşteri, bu samimiyete hayran kalarak komşu dükkana gitti ve alışverişini oradan yaptı.

O gün o sokaktaki tüm esnaflar şunu bir kez daha hatırladı: Ahi olmak, sadece ticaret yapmak değil; paylaşmak, dayanışmak ve kardeşlik demektir.

       Bu hafta Ahilik Haftası…

       Yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan bu köklü gelenek, sadece bir meslek örgütlenmesi değil; aynı zamanda ahlakın, dayanışmanın, dürüstlüğün adıdır. Ahiliğin kuralları, bir dükkanın duvarına yazılsa bile o dükkanı bir okul, bir ibadethane, bir mektep haline getirirdi. Çünkü ahi olmak, sadece mal satmak değil; insanlığa faydalı olmak, topluma güven vermekti.

Ahiliğin yedi temel kuralı bize aslında çok şey söylüyor:

1. Cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak.

2. Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, hilim ve mülayemet kapısını açmak.

3. Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak.

4. Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet kapısını açmak.

5. Halktan yana kapısını bağlamak, Hak’tan yana kapısını açmak.

6. Herze ve hezeyan kapısını bağlamak, marifet kapısını açmak.

7. Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak.

Düşünün ki bir esnaf bu ilkeleri hayatının merkezine koymuş. Müşterisinin gözünün içine dürüstçe bakmış, kazancını helalinden elde etmiş, hırs yerine kanaati tercih etmiş, malının kalitesini bozmamış. Böyle bir ortamda alışveriş sadece bir ticaret değil, aynı zamanda bir güven ve dostluk ilişkisine dönüşmüş.

Peki ya bugün?

Günümüz esnafına baktığımızda maalesef tablo biraz farklı. Rekabetin acımasızlığı, ekonomik zorlukların ağırlığı, hızlı kazanç arzusu birçok değeri unutturmuş durumda.

– Cimrilik kapıları açılmış, paylaşma kültürü zayıflamış.

– Kanaat yerine hırs, doğruluk yerine kurnazlık hâkim olmuş.

– Kalite çoğu kez maliyet uğruna göz ardı edilmiş, müşteri memnuniyeti sadece bir reklam cümlesine indirgenmiş.

– Maneviyatın yerini maddiyat almış, komşu esnaf dayanışması bile çoğu yerde unutulmuş.

Oysa Ahi, malını satarken komşusunun siftah yapmadığını görürse, müşteriyi ona yönlendiren kişiydi. Bugün ise aynı sokakta iki dükkan, birbirini bitirmek için çabalıyor.

Ahiliğin özü, hem maddi hem manevi yönden ölçülü olmaktır. Çünkü esnaf sadece ürün satmıyor; aynı zamanda güven satıyor, huzur satıyor, topluma örnek oluyor. Eğer bu değerler yeniden canlandırılırsa, esnaf sadece ticaretin değil, toplumun da bel kemiği olur.

Belki de Ahilik Haftası’nda asıl yapmamız gereken, sadece törenler düzenlemek değil; o yedi kuralı yeniden hayatımıza geçirmek. Çünkü unutmamak gerekir ki: Ahilik, geçmişin mirası değil; geleceğin de pusulasıdır.

Kazanç geçer, itibar kalır!

İtibarlı kalın, hoşça kalın…

Yayınlama: 24.09.2025
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.