Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Kapalı alanlarda sigara içme yasağı bu ülkede yeni değil. Bundan yıllar önce yürürlüğe girdi, afişleri asıldı, spotları yayınlandı, dumansız hava sahası sloganları güya herkesçe benimsendi. Ama geldiğimiz noktada ortadaki acı gerçek şu ki:
Yasa var ama alışkanlık değişmedi!
Kural var ama saygı yok!
Toplum olarak bu yasağı kabullenemedik, sindiremedik. Hatta öyle ki, medeni toplumlarda sigara içenler belirli alanlara çekilirken; bizde tam aksine sigara içmeyenler ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeye devam ediyor…
Bir restorana, bir kafeye giriyorsunuz;
En güzel yerler neresi?
-Balkon, manzara, ferah alanlar…
Kime ayrılmış?
-Sigara içenlere…
Sigara içmeyenlere ne kalıyor?
-Kapalı, küçük, havasız, ayak altında kalmış masalar…
Adeta, “sen de gel ama çok görünme” denilen köşeler…
Son dönemde bu tabloya bir de nargile eklendi. Yeni trend, yeni duman, yeni mağduriyet. Ne kadar havalandırma yapılırsa yapılsın, ne kadar dikkat ediyoruz denirse densin; gerçek değişmiyor: O koku çıkmıyor, o duman dağılmıyor…
Sigara içmeyen biri olarak bir mekana girdiğimde buram buram duman solumak istemiyorum. Saçıma, kıyafetime, tenime sinen sigara kokusuyla eve dönmek istemiyorum. Bu bir lüks değil. Bu bir naz, niyaz hiç değil. Bu, benim ve benim gibilerin en doğal hakkı. Daha da kötüsü ise sosyal baskı. Bir toplantıya gidiyorsunuz, çoğunluk sigara içiyorsa size verilen mesaj net:
“Sen de mecbur katlanacaksın.”
Boyun eğmeniz bekleniyor, rahatsız olmanız abartı sayılıyor ve
itiraz ederseniz huzursuzluk çıkaran siz oluyorsunuz.
Peki soralım:
Bu nasıl bir yasak?
Kim için var?
Kimi koruyor?
Bu durumu denetlemekle yetkili kurumlar kimler ve daha da önemlisi: Neredeler?
Eğer bir yaptırım olmayacaksa, eğer kurallara uyulmaması normalleşmişse, eğer şikayet eden değil, ihlal eden güçlü hissediyorsa o zaman bu yasalar ve yasaklar neden var?
Yasa, yalnızca kağıt üzerinde kaldığında caydırıcılığını değil, ciddiyetini de kaybeder. Toplum da zamanla şunu öğrenir:
“Uymasan da olur.”
Oysa mesele sigara içenlerle içmeyenlerin savaşı değil. Mesele kimsenin alışkanlığına müdahale etmek de değil. İstenen tek şey, karşılıklı saygı ve hukukun uygulanması.
Sigara içen içsin evet ama başkasının nefesine karışmadan,
başkalarının sağlığını hiçe saymadan, başkalarının alanını işgal etmeden.
Bu yazı bir yasak hatırlatması değil sadece; aynı zamanda bir vicdan çağrısı. Topluma, işletmelere ve denetimle görevli kurumlara yönelik bir uyarı.
Unutmayalım:
Medeni toplum, güçlü olanın değil; haklı olanın korunduğu toplumdur.
Ve dumansız hava sahası, sloganla değil; uygulamayla var olur.