TREND ACI, VİRAL YAS

Güllü’nün ani ölümü herkesi sarstı. Talihsiz bir kaza, beklenmedik bir anda gelen ölüm, bir anda yayılan haber… İnsan ister istemez sarsılıyor. Ama ne kadar inanılmaz olsa da, bu yaşananların kendisi kadar şaşırtıcı olan bir şey daha var: Ölümünden sonra bir anda hayranı haline gelen kalabalıklar… Hayattayken ne şarkılarını dinlemişler, ne yaşamından haberdarlar. Nerede oturur, neyle geçinir, kimdir, nasıldır? Hiçbir fikri olmayan insanlar, bir anda en büyük Güllü sevdalısı kesildiler. Sosyal medyada onu sahiplenip, çocuklarından bile fazla sever göründüler. Hatta öyle bir sahiplenme ki; bir evladı annesini öldürmekle suçlayacak kadar ileri gittiler.

Polis oldular, savcı oldular, hatta hakim… Karar da verdiler. Suçlu kim, mağdur kim, delil ne?  hiç fark etmez. Yeter ki hüküm verilmiş olsun.

Ne acı…

Bence bu tablo, sabah kuşağı programlarının toplumsal bilinçaltımıza bıraktığı derin bir iz. Her gün birilerinin özel hayatına girip, ailelerin en mahrem acılarını milyonların gözü önünde tartıştıran bir düzene dönüştü televizyon. Gerçek acılar reyting malzemesi oldu ve biz farkına varmadan kaostan beslenen bir toplum psikolojisine sürüklendik.

Artık kendi derdimize derman olamıyoruz ama başkasının acısını konuşmadan da duramıyoruz. Bilgimiz olmayan her konuda fikir beyan etmek, bir tür sosyal refleks haline geldi.

Annesinin, babasının, dostunun yarasına merhem olamayan insanlar; “Fatma teyzenin” gözyaşında boğuluyor. Kendi çevresindeki dertleri görmezden gelenler, televizyondaki Ahmet’in dramına ağlıyor.

Herkesin bildiği ve bu tabloyu çok güzel özetleyen bir atasözü var: “Kör ölür, badem gözlü olur; kel ölür, sırma saçlı olur.”

Hayattayken görmediğimiz değeri, öldükten sonra abartılı bir hayranlığa dönüştürmekte üstümüze yok gerçekten…

Gerçeği görmek yerine sahte duygulara inanmayı, empatiyi ekranlardan öğrenmeyi tercih eden bir topluma dönüştük.

Bu bir çelişki değil sadece, aynı zamanda toplumsal bozulmanın da aynası.

Gerçek acılar yerine ekran acılarına, gerçek insan ilişkileri yerine dijital empatiye tutunuyoruz.

Ama unuttuğumuz bir şey var: Acı, uzaktan izlenmez. Acı, paylaşılır.

Ve paylaşmak, yorum yapmakla değil, yan yana durmakla olur.

Yayınlama: 08.10.2025
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.