AYNI TAS AYNI HAMAM

Her şeyden şikayetçiyiz.

Trafik berbat, sokaklar pislik içinde, insanlar kaba, yetersiz… Market kasasında beklemek dert, plajda yer bulamamak ayrı dert… Kiminle konuşsan, herkes mutsuz, herkes haklı, herkes mağdur. Ama bir tek biz suçsuzuz, tek mükemmel biziz öyle sanıyoruz. Çünkü empati yeteneğimizi kaybettik. Özeleştiri ise sözlükten bile silindi neredeyse.

Eleştirmeyi, parmak sallamayı, sosyal medyada laf yetiştirmeyi çok iyi biliyoruz ama kendi kapımızın önünü süpürmeyi bilmiyoruz mesela…

Mesela diyoruz ki “Sokaklar leş gibi, nerede bu belediyeler?”

Peki güzel ülkemin güzel insanları…

Hiç mi düşünmüyoruz, belediye belli bir sayıda temizlik görevlisiyle bizim attığımız yüzlerce çöpü nasıl yetişip temizlesin? Her köşe başına bir zabıta, her ağacın yanına bir çöp kutusu koymakla bitiyor mu bu iş?

Sahi biz ne kadar temiz bir toplumuz?

İçtiğimiz sigaranın izmaritini sokağa atan kim?

Pet şişeyi arabadan fırlatan kim?

Yediği bisküvinin ambalajını yürürken olduğu yere bırakan biz değil miyiz?

Piknik alanlarını mangal külleri, karpuz kabukları, plastik tabaklarla terk eden, sonra da sosyal medyada doğaya methiyeler düzen kim?

Bir orman yanıyor…

Ardından bir diğeri…

Sonra bir başkası…

“Yine mi Ege?” diyoruz.

Elbette Ege!

Çünkü o kalabalığın içinde bir avuç duyarlı insanın sesi, vurdumduymazların çöp yığınları arasında kayboluyor. Kumsala bastığımız izmaritin, denize attığımız şişenin ertesi gün bize döneceğini aklımıza getirmiyoruz. Kırık cam şişe, yere atılmış bir izmarit, söndürülmemiş bir mangal…

Ama sonra cep telefonumuzu çıkarıp fotoğraf çekiyoruz: Belediye çalışmıyor diye… Ya da ekran başında yine aynı ses: “Devlet neredeydi?”

Kendi attığımız şişe doğayı yakıyor, bizse faturasını başkasına kesiyoruz. Sonra da şikâyet ediyoruz, sanki biz bu ülkenin vatandaşı değiliz de sadece izleyicisiyiz.

En acısı şu:

Kaç kişi çocuğuna çevre sevgisini gerçekten öğretiyor?

Kaç kişi evde öğütlediği temizliği, sokakta sürdürüyor?

Kaç kişi plajda içtiği içeceğin kutusunu çöp kutusuna kadar taşıyor?

Hep başkası yanlış. Hep başkası eksik. Hep başkası görevini yapmıyor. Oysa sorun başkalarında değil, hepimizin aynasında…

“İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” der atalarımız.

Ama biz direk çuvaldızla başladık işe, iğne elimizde bile değil ki, hiç almadık. İşte biz o iğneyi kendimize batırmadığımız sürece hiçbir şey değişmeyecek. Ne sokaklar temizlenecek, ne plajlar, ne de vicdanlarımız…

Kendi izmaritini gömen bir toplumdan, geleceğini temizleyen bir topluma dönüşmedikçe… Aynı tas, aynı hamam… Hep aynı terane…

Hikaye hep aynı hikâye, hep aynı isyan, hep aynı duyarsızlık.

Yayınlama: 16.07.2025
A+
A-