Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Son zamanlarda dilimizden düşmeyen dört kelime var: hak, hukuk, özgürlük, adalet. Her cümlemize serpiştiriyoruz bu kavramları. Sokağa çıkarken, sosyal medyada klavye dövüşlerine girerken, tartışırken, savunurken… Ama insan kendi kendine sormadan edemiyor: Gerçekten bu kelimelerin içini doldurabiliyor muyuz?
Hak aramak kolay, hak yememek zor!
Bir haksızlık yaşadığımızda gök kubbeyi ayağa kaldırıyoruz. Ama sıra başkasının hakkına saygı göstermeye gelince, iş değişiyor. Ne diyor atalarımız: “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.” diye… Ama biz çuvaldızı da, hatta bazen balyozu da doğrudan ötekine yöneltiyoruz. Kendi menfaatimiz için başkasının hakkını göz göre göre çiğniyor, sonra da mağdur rolüne bürünüyoruz.
Hukuk diyoruz, eğip bükmeye başlıyoruz!
Kanunlar herkese eşit olmalı deriz, ama “bize göre” adalet istemekten de vazgeçemeyiz hiçbir zaman. Birini seversek ne yaparsa yapsın “hakkıdır” deriz. Sevmezsek en küçük hatasında “hukukun üstünlüğünü” hatırlatırız. Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner der atalarımız… Bizler hayatın akışında bunu unutsak da hayatın terazisi bir gün mutlaka dengeyi bulur.
Özgürlük mü?
Sadece bize benzeyenler için!
Özgürlüğü çok severiz; özellikle kendi özgürlüğümüzü. Ama başkasının yaşam tarzı, fikri, duygusu bizimkine benzemiyorsa, onun hakkını görmezden gelmeye başlarız. Konuşturmayız, dinlemeyiz, ötekileştiririz… Farklı bir düşünceye, farklı bakış açılarına tahammül edemeyecek hale geldik. Linç kültürü, fikir özgürlüğünün yerini aldı.
Ya Adalet?
Bizim için uygulanacaksa önemli!
Adaleti, adil olunmadığında değil, bize haksızlık edildiğinde hatırlıyoruz. Ne güzel demişler: “Bir musibet bin nasihatten evladır.” Ama biz hiçbir musibetten sonra bile tek bir ders çıkaramıyoruz. Adaletin ölçüsü kişiye göre değişemez oysa ki. Bugün sana, yarın bana…
Bu dört kavramı her yerde yüksek sesle savunuyoruz ama “Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.”
Mesele çok konuşmak değil; mesele kendine layık gördüğünü bir diğerine çok görmemek. Mesele haklı olmak değil, haklının yanında durabilmek. Mesele kendi özgürlüğünü sağlamak değil, özgürlük için mücadele etmek. Mesele adalet istemek değil, adil olabilmek. Mesele idrak etmek, yaşamak, yaşatmak.
Hak yememek, hukuku eğip bükmemek, düşünceye saygı duymak, adil davranmak…
Çünkü doğruya doğru, eğriye eğri demeyi öğrenmeden; bu dört kelimeyi ne kadar kullanırsak kullanalım, içleri hep boş kalacak.
Unutmayalım ki;
Adalet herkes için aynı şey olduğunda gerçektir!
Ve
Adil olmayanın güçlü olması, adil olanın zayıf olduğunu göstermez!
Özgürlüğün lüks değil hak olduğu , adaletin güç değil vicdanla sağlandığı bir yaşam dileğiyle…