MANŞET AYDIN’A SORUYORUM: SİYASET Mİ, GAZETECİLİK Mİ?

Aydın siyasetinde son günlerde dikkatimi çeken bir konu var.
Bir medya kuruluşu düşünün…
Sürekli AK Parti’yi, AK Parti’de siyaset yapan isimleri eleştiriyor. Yapılan hizmetlerden, yatırımlardan çok eksikler konuşuluyor. Eleştirinin elbette yeri var. Gazetecilikte eleştiri olmazsa olmazdır.
Ama insan ister istemez soruyor:
Bu kadar yoğun eleştirinin altında sadece gazetecilik refleksi mi var, yoksa başka bir siyasi yaklaşım mı?
Benim derdim kimseyi savunmak ya da bir siyasi partinin sözcülüğünü yapmak değil.
Ben sadece şunu söylüyorum:
Gazeteci herkesi eleştirebilir ama herkese aynı mesafede durduğundan da kamuoyunu ikna edebilmelidir.


AK PARTİ’Yİ ELEŞTİRMEK AYRI, YOK SAYMAK AYRI
AK Parti’nin Aydın’da yaptığı hizmetler varsa bunları yazmak da gazeteciliğin gereğidir.
Eksik varsa eleştirelim.
Yanlış varsa üzerine gidelim.
Yanlış yapılan bir iş varsa kamuoyunun önüne koyalım.
Ama iyi yapılanı da teslim edelim.
Çünkü gazetecilik yalnızca muhalefet etmek değildir.
Gazetecilik, doğruyu kim yaparsa yapsın yazabilmektir.
Benim dikkat çekmek istediğim nokta tam da burası.
Manşet Aydın’ın son dönem yayınlarında AK Parti’ye yönelik eleştirilerin yoğunluğu ister istemez kamuoyunda soru işaretleri oluşturuyor.
Bu eleştirilerin siyasi bir tercih olup olmadığı elbette kuruluşun kendi değerlendirmesidir.
Ancak kamuoyunun da sormaya hakkı vardır:
Neden sürekli AK Parti?


GEÇMİŞTEKİ İLİŞKİLER BUGÜNÜN ÖLÇÜSÜ OLABİLİR Mİ?
Elbette geçmişte kim kiminle çalışmış, kim hangi siyasi isimle yakın olmuş; bunların hiçbiri tek başına bugünkü gazeteciliğin ölçüsü olamaz.
Ancak kamuoyuna yansıyan bazı iddialar varsa, bunların da açıklığa kavuşması gerekir.
Manşet Aydın’ın geçmişte Kuşadası eski Belediye Başkanı Ömer Günel ile çalıştığı yönünde iddialar ortaya atılıyor.
Ben “doğrudur” demiyorum.
Ben gazeteci olarak soruyorum:
Varsa böyle bir çalışma, hangi dönemdeydi?
Bugün devam ediyor mu?
Yoksa bu yalnızca geçmişte kalmış bir iş ilişkisi miydi?
Bunların cevabını vermek de zor değil.


BÜLENT TEZCAN’A DA BİR ÇAĞRIM VAR
Gelelim Bülent Tezcan meselesine…
Tezcan, Aydın siyasetinin önemli isimlerinden biri.
CHP’de milletvekilliği yapmış, genel merkez düzeyinde görevler üstlenmiş bir siyasetçi.
Kemal Kılıçdaroğlu dönemindeki parti içi tartışmalar, Zoom toplantıları ve CHP içerisindeki ayrışmalar zaten kamuoyunun hafızasında.
Bunların yanında Tezcan ve ailesi hakkında geçmişte çeşitli iddialar da basına yansıdı.
Burada özellikle altını çiziyorum:
İddia başka, gerçek başka.
Bir gazeteci olarak benim görevim hüküm vermek değil, soruyu sormaktır.
Eğer ortada kamuoyuna yansıyan iddialar varsa ve bunlar cevaplanmamışsa, ilgili kişinin çıkıp açıklama yapması en doğru yoldur.
Bu nedenle Bülent Tezcan’a açık çağrıda bulunuyorum:
Çıkın, kamuoyunun karşısına geçin ve hakkınızdaki iddialara cevap verin.
Doğruysa doğru, yanlışsa yanlış deyin.
Çünkü suskunluk, bazen gerçeğin kendisinden daha fazla soru işareti yaratır.


BENİM TARAFLI OLDUĞUM TEK YER VAR: GERÇEKLER
Kimse benim yazdıklarımdan siyasi bir taraf çıkarmasın.
Ben AK Parti’yi de eleştiririm, CHP’yi de eleştiririm.
İktidarı da eleştiririm, muhalefeti de.
Ama yapılan hizmeti de yazarım.
Yanlışı da yazarım.
Çünkü benim tarafım belli:
Benim tarafım Söke’dir, Aydın’dır, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesidir.
Bir medya kuruluşu AK Parti’yi eleştirebilir.
Bunda hiçbir sorun yok.
Ama aynı medya kuruluşu CHP’yi, CHP’li siyasetçileri veya başka siyasi aktörleri eleştirdiğinde de aynı cesareti gösterebiliyorsa, işte o zaman kimse gazeteciliğin tarafsızlığını sorgulamaz.
Bugün Aydın’da siyasetin dili sertleşiyor.
Medyanın dili de sertleşiyor.
Tam da böyle dönemlerde gazeteciliğe daha fazla ihtiyaç var.
Çünkü gazetecilik alkışlamak değil, soru sormaktır.


Ben de bugün sadece soruyorum:
Manşet Aydın’ın AK Parti’ye yönelik bu yoğun eleştirilerinin sebebi nedir?


Ve Bülent Tezcan’a soruyorum:
Hakkınızdaki iddialara neden açık ve net bir cevap vermiyorsunuz?

Yayınlama: 17.08.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.