Söke’de “Biz” Olamayan Bir Teşkilat Hikayesi

Söke’de uzun zamandır herkesin gördüğü ama görmezden geldiği, herkesin bildiği ama yok saydığı, aslında bağıra bağıra kendini anlatan ama bir türlü duyulmayan bir gerçek var. Sorun aslında pek yeni değil. Hatta öyle köklü ki artık neredeyse normal kabul ediliyor. Herkesin bildiği gibi; AK Parti Söke’de kadın kolları ve gençlik kolları, mevcut ilçe yönetiminden önce göreve başladı. Şimdi buraya kadar her şey normal gibi görünebilir. “E ne var bunda?” diyenler olacaktır.
Asıl mesele tam da burada başlıyor. Söke’de yazılı olmayan ama yıllardır uygulanan garip bir kural var: Eğer önceki dönemden geliyorsan, partili değilsin… birinin “adamısın.” Evet yanlış duymadınız. Kiminle çalıştıysan, kimin döneminde görev aldıysan, onun etiketiyle anılıyorsun. Kimse sana partili gözüyle bakmıyor. İşte Söke’de AK Parti’yi yıllardır geriye çeken, her seçimde aynı kısır döngüye sokan zihniyet tam olarak bu. Çünkü burada “biz” yok. Hiç olmadı. Ve görünen o ki, olması da istenmiyor.
Şimdi gelelim bugüne… Söke teşkilatında bugüne kadar birçok kadın kolları ve gençlik kolları başkanı gördük. Kimisi başarılıydı, kimisi sessizdi, kimisi etkisizdi, kimisi sadece görevini doldurdu. Ama dikkat edin… Hiçbiri ne bu kadar gündem oldu, ne bu kadar eleştirildi, ne bu kadar hedef haline getirildi.
Peki neden şimdi?
Çünkü bu kez durum farklı.
Çünkü bu kez çalışmanın yanında; kişiliği, karakteri, eğitimi, donanımı ve dünya görüşüyle fark yaratan kişiler var…
Çünkü bu kez oturduğu koltuğun hakkını verenler var.
Çünkü bu kez geleceğe dair umut veren bir tablo var.
Ve Söke teşkilat mantığına göre bu… tehlikeli.
Eğer önü kesilmezse,
Eğer bastırılmazsa,
Eğer itibarsızlaştırılmazsa…
Yarın söz sahibi olabilirler, yarın onların yerine geçebilirler!
İşte asıl rahatsızlık bu.
Bugün gelinen noktada; yönetimde bile olmayan bazı isimlerin çıkıp bu başkanlara racon kestiğini görüyoruz. Sosyal medya üzerinden yapılan linçler, hedef göstermeler, itibarsızlaştırma çabaları… Ve tüm bunlar olurken sorulması gereken en basit soru şu: İlçe başkanı ne yapıyor? Medya ekibi ne yapıyor?
Cevap net: Sessiz.
Daha da ilginç olan şu… Belediye AK Parti’ye geçmişken, AK Partili meclis üyeleri özel hayat ihlali ve iftiralarla hedef alınırken, Kadın kolları ve gençlik kolları yerden yere vurulurken… Aynı hesapların, aynı “sosyal medya şovmenlerinin” ilçe başkanını ve teşkilat başkanını göklere çıkarması sizce de tuhaf değil mi?
Bir tarafta linç,
Bir tarafta övgü…
Ve ortada tek bir açıklama yok. Tek bir yalanlama yok. Tek bir sahiplenme yok.
Hal böyle olunca insan ister istemez soruyor: Bu düzeni gerçekten kim kuruyor? Bu saldırılar tesadüf mü? Yoksa bilinçli bir sessizlik mi var?
Burada unutulmaması gereken bir şey var: Bu yaşananlar artık görülmedi, duyulmadı diye açıklanamaz. Ortada açık bir hedef alma, açık bir itibarsızlaştırma süreci var. Ve daha da açıktır ki; Bu süreç karşısında susanlar, sadece izleyen değildir… Bu düzenin sürmesine izin verenlerdir. Bugün Söke’de asıl tartışılması gereken, yapılan saldırılar değil; O saldırılara rağmen tek kelime etmeyenlerin neden sustuğudur. Çünkü bir teşkilatı yıkan şey muhalefet değil… Kendi içindeki sessiz ortaklıktır.
Bazen en yüksek ses… sessizliktir.

Yayınlama: 20.04.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.