Siyaset, doğası gereği rekabet arar, rekabet ister. Siyasette fikirler yarışır, projeler tartışılır, yapılan alkışlanır, yapılmayan eleştirili ve sonunda seçmen karar verir. Tüm bu rekabet ortamında gereken seviye korunur, ince bir çizgi çekilmezse, o rekabet yerini başka bir şeye bırakır: Siyasi çürümüşlüğe, kalitesizliğe, itibar suikastına…
Söke’de bugün yaşanan tablo tam olarak bu!
Belediye başkanının parti değiştirmesi… Ardından bazı meclis üyelerinin de onun yolundan gitmesi… Bunlar siyasetin içinde olabilecek olan, tartışılabilir hatta gayet doğal eleştirilebilir gelişmelerdir. Nitekim eleştiri de demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ancak bunun bir edebi, usulü, ahlakı ve üslubu olmalıdır. Maalesef şehrimizde bugün gelinen noktada eleştirinin yerini kişisel hesaplaşmaların, özel hayatı didiklemelerinin ve ifşa kültürünün aldığını açıkça görüyoruz. Peki nedir bu usul, , ahlak, üslup derseniz;
- Siyasetçinin icraatları eleştirilmeli, özel hayatı değil.
- Somut bilgi konuşulmalı, dedikodu değil
- Rekabet yapılır ancak linç kampanyası olarak değil.
Şimdi bu tabloya bakınca ne görüyoruz? Ne yazık ki Söke’de bu ilkeler askıya alınmış durumda. Geçmişten fotoğraflar, videolar servis ediliyor. İma ile, dedikodu ile, yarım yamalak bilgilerle insanlar hedef haline getiriliyor. Sosyal medya adeta bir mahkeme salonuna çevrilmiş durumda ; mahkeme yok anında infaz… Oysa siyasetçinin değeri, özel hayatında değil; kente ne kattığında ölçülür. Bir meclis üyesinin nasıl yaşadığı, kiminle görüştüğü, geçmişte ne yaptığı üzerinden yürütülen tartışmalar; ne kente bir katkı sağlar ne de demokrasiyi güçlendirir. Aksine, toplumun ortak aklını zehirler. Daha da tehlikelisi şu ki: Bu dil, sadece hedef alınan kişileri değil, izleyen, dinleyen, duyan herkesi dönüştürür. Çünkü eğer bir yerde çamur normalleşmişse o yerde, temiz kalabilmek çok istisnai bir durumdur. Peki kazanan kim?
Hiç kimse.
Kaybeden kim?
SÖKE!
Siyaset itibarını kaybediyor…
Toplum birbirine olan güvenini kaybediyor.
Gençlik umudunu kaybediyor…
Kısacası Söke kaybediyor.
Anlayacağınız siyaset buz tuttu Söke’de… seviye sıfırın altında…
Bugün yapılması gereken şey hem çok basit hem bir o kadar zor: Siyaseti yeniden meşru zemine çekmek. Projeleri konuşmak. Hizmeti tartışmak. Kişiye, kişiliğe değil, icraata odaklanmak. Siyaset, rakibini yok etme sanatı değildir. Aksine, farklı fikirlerle birlikte yaşayabilme olgunluğudur. Eğer Siyaseti bu çizgi ve üslupta yapmaya devam ederseniz hayat boyu hep kapı dışında kalmaya mahkum olursunuz.