Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir zamanlar mahalle aralarında başlayan hikâyeler vardı…
Tozlu sahalarda, hayali olan çocuklar…
Amatör futbol dediğin buydu.
Eksikti ama gerçekti.
Yoksuldu ama yaşıyordu.
Şimdi o hikâyenin üzerine bir masa kurulmuş.
Üstünde dosyalar, evraklar, kriterler…
Ve adına “düzenleme” denmiş.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun amatör kulüpler için açıkladığı yeni kriterler, kâğıt üzerinde bakıldığında “kurumsallaşma”, “sürdürülebilirlik”, “standart” gibi süslü kelimelerle anlatılıyor.
Ama sahaya indiğinde tablo başka.
Çünkü bu kriterler, amatör futbolun gerçekliğini değil, hayali bir düzeni esas alıyor.
Bakın istenenlere…
Kulüplerin tahsisli sahası olacak.
Sabit adresi olacak.
Web sitesi olacak.
UEFA C lisanslı antrenörler olacak.
Alt yaş kategorilerinde zorunlu katılım olacak.
Personel olacak.
Evrak olacak.
Düzen olacak.
Olmalı mı? Elbette olmalı.
Ama soru şu:
Bu şartları kim, hangi imkânla sağlayacak?
Bugün Aydın’da, Türkiye’nin dört bir yanında amatör kulüpler zaten ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Forma bulamayan, deplasmana gitmek için para toplayan, tesis diye bir sahayı ikiye bölerek paylaşan kulüplerden bahsediyoruz.
Sen bu yapıya dönüp diyorsun ki:
“Kurumsal ol, eksiksiz ol, sistemli ol… yoksa yok ol.”
Bu bir düzenleme değil.
Bu, filtreden geçirme operasyonu.
Bir başka ifadeyle;
ya uy ya da sahneden çekil.
Üstelik son tarih de verilmiş: 31 Mayıs 2026.
Yani yılların sorununu birkaç ayda çözmeleri bekleniyor.
Bu, gerçekçi değil.
Bu, adil değil.
Daha da önemlisi…
Bu, amatör futbolun ruhuna aykırı.
Amatör futbol dediğin şey; kusurlu ama canlı bir yapıdır.
Sen o yapıyı masa başı kurallarla boğarsan, geriye sadece tabelası olan ama ruhu olmayan kulüpler kalır.
TFF’nin amacı amatör futbolu geliştirmek mi?
Yoksa sayıyı azaltıp sistemi “temizlemek” mi?
Çünkü bu kriterler uygulanırsa olacak olan çok net:
Birçok kulüp bu şartları yerine getiremeyecek.
Kimi kapanacak.
Kimi liglere katılamayacak.
Kimi sessizce yok olacak.
Sonra ne olacak?
Daha az kulüp, daha az çocuk, daha az umut…
Ve belki daha “düzenli” ama kesinlikle daha “yoksul” bir futbol düzeni.
Oysa yapılması gereken belliydi:
Kulüplere yük bindirmek değil, destek vermek.
Şart koşmak değil, yol açmak.
Eleme yapmak değil, büyütmek.
Ama tercih başka yönde kullanıldı.
Şimdi herkes şunu konuşuyor:
Bu bir reform mu, yoksa tasfiye mi?
Çünkü görünen o ki;
TFF, amatör futbolu ayağa kaldırmak yerine, onu kendi elleriyle daraltan bir sürecin kapısını aralıyor.
Ve en acısı şu:
O mahalle aralarında kurulan hayaller,
bu kez sahada değil,
dosyaların arasında kaybolma riskiyle karşı karşıya.