Hukuk slogan değil, ilke olmalı

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınmasıyla birlikte siyasetin tanıdık refleksi bir kez daha sahneye çıktı. Soruşturmanın içeriği henüz kamuoyuna tüm yönleriyle yansımadan, dosyanın detayları bilinmeden ve yargı süreci ilerlemeden bazı siyasi açıklamalar peş peşe geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi cephesinden yapılan açıklamalarda operasyon “kumpas” olarak nitelendirildi, gözaltı işlemi ise “halkın iradesine müdahale” şeklinde yorumlandı.

Türkiye’de ne yazık ki bu tablo yeni değil. Bir siyasetçi hakkında soruşturma başlatıldığında refleksler çoğu zaman hukuku savunmak yönünde değil, tarafı savunmak yönünde gelişiyor. Oysa hukuk, siyasetçilerin hoşuna gittiğinde alkışlanan; hoşuna gitmediğinde ise itibarsızlaştırılan bir mekanizma değildir.

Bir hukuk devletinde yapılması gereken şey son derece basittir:
Savcılık soruşturmasını yürütür, deliller toplanır, mahkeme kararını verir. Suç varsa gereği yapılır, yoksa aynı hukuk o kişiyi aklar.

Bu kadar.

Ancak Türkiye’de siyaset çoğu zaman bu basit denklemi karmaşık hale getiriyor. Dosya daha açılmadan “suçsuzluk” ilanları yapılabiliyor ya da tam tersi, mahkeme kurulmadan insanlar peşinen suçlu ilan edilebiliyor. Her iki yaklaşım da aynı ölçüde sorunlu.

Çünkü hukuk, sloganlarla değil delillerle işler.

Bugün dikkat çekici olan ise şu: Türkiye’de iktidara talip olduğunu her fırsatta dile getiren, hatta bir sonraki seçimde ülkeyi yönetmeye hazır olduğunu söyleyen bir siyasi hareketin, daha soruşturmanın başında yargıyı peşinen mahkûm eden bir dil kullanmasıdır.

Bir parti iktidara talip olabilir. Bu siyasetin doğasında vardır.
Ancak iktidara talip olan bir hareketin en güçlü referansı hukuk devleti anlayışı olmalıdır.

Eğer bir siyasi parti, hoşuna gitmeyen bir soruşturma karşısında ilk refleks olarak yargıyı itibarsızlaştırmayı tercih ediyorsa, yarın ülkeyi yönettiğinde hukuku nasıl koruyacağı sorusu da doğal olarak gündeme gelir.

Hukuk devleti, yalnızca rakipler söz konusu olduğunda savunulacak bir ilke değildir. Aynı ilke, kendi siyasi kadrolarınız söz konusu olduğunda da geçerli olmalıdır.

Demokrasilerde asıl sınav tam da burada verilir.

Bugün yapılması gereken şey slogan atmak değil, sürecin adil, şeffaf ve hukuka uygun biçimde yürütülmesini istemektir. Ne savcıyı peşinen mahkûm etmek doğru bir yaklaşımdır ne de mahkeme kurulmadan insanları suçlu ilan etmek.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey parti refleksi değil, hukuk refleksidir.

Ve unutulmamalıdır ki hukuk, yalnızca işimize geldiğinde savunacağımız bir kalkan değildir.
İktidara talip olan herkes için korunması gereken ortak bir zemindir.

Yayınlama: 13.03.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.