Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Dün akşam Söke’deki Harikalar Parkı’nda kurulan iftar sofrası, belli ki bazılarını çok rahatsız etmiş. Öyle ki, henüz masalara su şişeleri dizilirken, daha çorba kazanının buharı yükselmeden çekilmiş, erken gelen 3-5 vatandaşın fotoğrafıyla katılım yok, ilgi görmedi gibi haberler servis edildi.
İnsan sormadan edemiyor: Bu kadar hızlı hüküm vermek için iftar saatini beklemek zor mu geldi, yoksa beklerseniz hayal dünyasında kurduğunuz senaryo mu bozulacaktı?
Açıkça görüyoruz ki bazı çevreler için mesele bir iftar sofrası değil; mesele Özlem Çerçioğlu adı geçince refleks gösterme hastalığı. Bu öyle bir düşmanlık ki, kalabalığı görse de görmez, yüzlerce insanı üç kareye sığdırıp dolu masayı boş yazar. Şimdi, eğer sizin yaptığınız şey gazetecilikse, önce gerçeği beklemeyi öğreneceksiniz. Fakat yaptığınız şey para uğruna manşet üretmekse; o zaman buna da haber demeyeceksiniz.
Çünkü gazetecilik; masa kurulurken pusuya yatıp boş kare yakalamak değil, ezanla birlikte dolan sofrayı da gösterebilmektir. Yaptınız şey bu, mesleğe değil; doğrudan gerçeğe ihanettir. Şunu da açık söyleyelim:
Aç kalmış bir algı operasyonuyla kamuoyunu doyuramazsınız. Mesele özünde açlıksa, dün o sofrada size de yer vardı. Yalan haber yapmak yerine bir tabak çorba alıp halkın arasına karışsaydınız, hem gerçekle de tanışırdınız.
Yıllardır Özlem Çerçioğlu başkanlığında nice Ramazan geçti bu kentte. Kuşadası’ndan Söke’ye, Aydın merkeze kadar kurulan iftar sofralarının boş kaldığına şahit olan var mı? Eleştiri elbette olur, hizmet tartışılabilir, organizasyon değerlendirilir. Ama daha masa örtüsü serilirken “hüsran” manşeti atmak, olsa olsa hizmeti gölgeleme çabasıdır.
Madem bir algı inşa edilmeye çalışılıyor, bari elle tutulur, gözle görülür bir şey olsun. İftar saatinden önce çekilmiş fotoğrafla iftar saatindeki gerçeği gölgelemeye çalışmak, bu halkı yok saymak, hatta aptal yerine koymaktır.
Yani aslında, halka “hizmetinizdeyiz” diyen bir belediyeyi karalamaya çalışırken, o hizmetten faydalanan yüzlerce insanı da yok saymış oluyorsunuz. Bu çizgi, eleştiriyle halkı aptal yerine koymak arasında çok ince bir çizgidir. Ve o çizgide gidip gelmek, size bir şey kazandırmaz aksine güven kaybettirir.





