“Vakıf mı, Saltanat mı?”

Aydın’da son günlerde en çok konuşulan konulardan biri, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün yönetim anlayışı… Asli görevi tarihî mirası korumak, vakıf kültürünü yaşatmak olan bu kurum, ne yazık ki son dönemde kamuoyuna yansıyan uygulamalarıyla sorgulanır hâle geldi.

Bir kurum düşünün ki; şeffaflık ilkesinden uzak, liyakatten yoksun bir şekilde yönetiliyor. Vakıf mallarının yönetimi bir yana, kurum içi atamalardan kamuya açık ihalelere kadar birçok başlıkta iddialar havada uçuşuyor. İddialar sadece dedikodudan ibaret değil, kurumun içine düşen sessizlik bile bu eleştirilerin boşuna olmadığını düşündürüyor.

Sahi, bir düşünelim… Son yıllarda Aydın’da kaç tane tarihi yapı gerçekten restore edildi? Kaçı halkın kullanımına açıldı? Kaçı yine “eşe-dosta” kiraya verildi, ya da kuytu köşelerde sessizce yıkıma terk edildi?

Vakıflar Bölge Müdürü makamı, bir hizmet makamıdır. Ama gelin görün ki bu makam sanki bir “aristokratik unvan” gibi kullanılmaya başlandı. Halka karşı hesap verme yerine, sadece yukarıya selam duran bir bürokrat profili çiziliyor. Halktan uzak, STK’lardan kopuk, basına kapalı bir yönetim anlayışı… Vakıf kültürünü yaşatmak şöyle dursun, kamuoyundan kaçırılan işler adeta “vakıf içinde vakıf” kurulmuş gibi bir izlenim yaratıyor.

Peki ya personel politikası? Yıllardır kurumda emek verenlerin yerine, dışarıdan torpille gelenlerin önünün açıldığı yönündeki şikâyetler ayyuka çıkmış durumda. Kurumun içinde huzur kalmamış, çalışanların morali dipte… Hakkını arayan ya pasifize ediliyor ya da görmezden geliniyor.

Aydın halkı, bu kurumun işlevsel ve adil olmasını istiyor. Vakıflar sadece birer kira geliri kaynağı değildir; geçmişin mirasını geleceğe taşıyan değerlerdir. Ama bugünkü yönetim anlayışıyla ne geçmişe saygı kalıyor, ne de geleceğe umut…

Eğer gerçekten bu kurumda bir iyilik yapılmak isteniyorsa, önce aynaya bakılmalı. Unutmayalım: Vakıflar halka hizmet için vardır, şahsi ikbal için değil!

Yayınlama: 15.07.2025
A+
A-