Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bugün sizlere günümüzün en büyük problemlerinden birini konu edinen ve hakkında fazlaca konuşulan bir dijital platform dizisinden bahsetmek istiyorum. Ergenlik diye çevirebileceğimiz Adolescence dizisi.
Bu mini dizi bir cinayet ile başlasa da ardında çok daha derin, çok daha sarsıcı bir gerçeğin izini sürüyor: İnternetin artık bir tür ebeveyn rolü üstlendiği dijital çağda, çocukların nasıl görünmez bir biçimde şekillendiğini gözler önüne koyuyor. Öyle ki bu durum karşısında, çocuklarından asla beklemedikleri davranışlarla karşılaşan ebeveynlerin bile nutku tutuluyor.
Dizi yalnızca bir cinayetin ardındaki motivasyonları değil, bu motivasyonları doğuran sosyo-psikolojik atmosferi de mercek altına alıyor. Ergenlik dönemi, dizide bastırılmış arzuların, edilgen şiddet biçimlerinin ve görmezden gelinen ebeveyn sorumluluğunun kolektif bir yansıması olarak ele alınıyor.
Henüz çocuk yaşta oldukları halde akıl almaz biçimde şiddet uygulamaktan, cinayet işlemekten kaçınmayanları gördüğümüzde “Bu çocuk bunu nasıl yapabildi?”, “Neden böyle bir yol seçti?” ve “Bunu ona yaptıran motivasyon neydi?” vb. gibi sorular soruyor ve tatmin edici bir yanıt bulamıyoruz. Değişen dünya düzenine, aile eğitimine ya da ailedeki temel sorunlara hatta ahlaki çöküşe vurgu yapıyor ve üstünde gerçekten durmuyoruz. Elbette bütün bunların da bu tür olaylardaki etkisi yadsınamaz. Fakat evinde gayet uyumlu, sakin, saygılı bir çocuğun bile, maruz kaldığı sosyal medya terörü nedeniyle bir canavara dönüşebileceği gerçeğini biraz hafife alıyoruz sanki. Sanıyoruz ki suça meyilli çocuklar zaten kendilerini belli eder, bazı ipuçları verir ve biz de şıp diye anlarız. Örneğin eşine değer veren her babanın oğlunun da diğer kadınlara değer vereceğine dair yanıltıcı bir inanca sahibiz.
İşte bu dizi, sosyal medyanın küresel egemenliği ile kültürel kadın düşmanlığının artan normalleşmesini, toplumun genç erkekleri ve erkek çocuklarını, hayatlarındaki kadınlara aşağılık olarak davranmaya nasıl alıştırdıklarını ve bunun giderek nasıl ölümcül sonuçlar doğurduğunu sarsıcı bir şekilde anlatıyor. Mesela çocuklar sosyal medyada öyle bir sembolik dil geliştirmiş durumda ki bunu ebeveynlerin anlaması mümkün görünmüyor. Bu bile tek başına insanı endişelendirmeye yetiyor.
Bu konuyu tekrar ele almak, bazı şeylere geç kalmadan müdahale etmek ve farkındalığımızı geliştirmek adına bu diziyi izlemenizi, özellikle son bölümde anne baba arasında geçen ve ebeveynler için farkındalık uyarısı niteliğindeki diyaloglara dikkat etmenizi öneririm.
Sevgiye dayanan tatlı, huzurlu aile bağları dilerim.
Özlem Elmalıoğlu