Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Söke Belediye Başkanı Mustafa İberya Arıkan köyleri gezip vatandaşlarla sohbet ediyor. Bu sohbetler esnasında belediye ile ilgili çözülebilecek sıkıntıları olan vatandaşları dinleyip, talepleri doğrultusunda ilgili belediye birim amirini ya da çalışanını arayıp bilgi alıyor ya da çözüm noktasında talimat veriyor. Şimdi bu tabloya bakınca, yerel yönetim dediğin şey tam da bu değil mi? Vatandaşın ayağına gitmek, derdini yerinde dinlemek…
Ama ne yazık ki, güzel şehrimde bu bile tartışma konusu yapılabiliyor.
Bu ziyaretler sırasında Belediye Başkanı Sayın İberya Arıkan, Kisir Köyü’nde çekilen videolardan birinde Bağarası’ndayız diyor, bir amcam da Kisir diye düzeltiyor. Çok doğal, günlük bir diyalog… Ama bazı gereksiz muhalifler bunu alıp alay konusu yapıyor. Başkanın Söke’li değil Ödemişli olduğu, Söke’yi tanımadığı vurgusu yapıp, konuyu alay mevzuu haline indirgiyorlar.
Burada ister istemez durup düşünüyorum… Bir insanı daha da önemlisi bir belediye başkanını, bir cümle üzerinden tanımlamak, eleştirmek, hatta alay konusu yapmak ne kadar doğru?
Adam çıksa, gezse, halkla iç içe olsa suç… “belediyede oturmuyor” diyorlar. Belediyede otursa bu kez “halka karışmıyor” diyorlar. Söke’de olsa “iktidar partisinin başkanı neden Ankara’ya gidip Söke için girişimde bulunmuyor” diyorlar. Gitse “sürekli izinli, Söke’ye hiç uğramıyor” diyorlar.
Yani ne yaparsan yap, bir şekilde eleştiri üretilecek bir zemin bulunuyor. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın denir ama bu sanki Söke için geçerli değil. Burada daha çok insanı eleştir ki gündem yaşasın gibi bir tablo var.
Hatta ileri gidip fiziksel özellikleriyle bile dalga geçiliyor. Bu da artık eleştiri olmaktan çıkıp, başka bir şeye evriliyor.
Yılan kendi eğrisini bilmez, deve boynun eğri der misali…
İşin bir başka ilginç boyutu da şu ki; bu eleştirileri yapanlar, yani sabah akşam AK Partili bir belediye başkanını ve bürokratlarını yerden yere vurup, değişik iftiralarda bulunup itibar suikastı yapmaya çalışanlar; iş AK Parti ilçe teşkilatına gelince yere göğe sığdıramıyorlar. Peki bu işte bir tutarlılık var mı? Yok! Neden mi? Çünkü bu kişilerin belediye başkanının mensubu olduğu parti tarafından fonlandığı iddiası var. İlçe Teşkilatı, ilçe başkanı ve yöneticileri yere göğe sığdıramayanlar belediye başkanı ve bürokratlarını yerden yere vuruyor. İşte tutarsızlık burada başlıyor. İlçe teşkilatı tarafından fonlandıkları iddiasına teşkilat tarafından yapılan bir yalanlama yok. E tamam hal böyleyse iyi, olabilir. Allah yardımcıları olsun da… Madem öyle ortak bir çalışma içindeler, o halde neden Belediye Başkanına ve bürokratlarına yapılan saldırılara bir dur demiyorlar. Yani şu siyasi atmosferde sahip çıkılması gereken belediye başkanına belirli bir hedefçe bu denli saldırı yapılırken, bu hedeflerin başkanla aynı siyasi zemini paylaştığı kişilerce korunup kollanması Sayın İberya Arıkan açısından oldukça üzüntü verici ve düşündürücü olsa gerek.
Bu durumda bize ne mi kalıyor? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu demek tabi…
Bir diğer önemli nokta ise şu ki:
Hiç kimsenin, durum ne olursa olsun, bu siyasi kargaşada galip gelmiş, genel merkezin takdiriyle, Söke’nin oyuyla belediye başkanı olmuş birine gazetecilik sıfatını kullanarak hakaret boyutunda cümleler sarf etme özgürlüğü yoktur. Yaptıklarını alkışlar yapmadıklarını ya da varsa eksiklerini eleştirirsin; bu Söke’de yaşayan ve Söke için oy kullanmış her vatandaşın en doğal hakkıdır. Ancak kimse, çirkin ithamlar, özel hayata imalar, hakaret içeren söylemler ve itibarı suikastlarında bulunup, gazetecilik görevi safsatalarına bürünmesin. Kimse basın özgürlüğünün arkasına sığınarak kişilerin kişilik haklarına saldırı, özel hayatın gizliliği, nefret söylemi ve şiddete teşvik gibi söylemlerde bulunamaz. Basın özgürlüğünün de sınırları vardır. Ve tam da bu noktada devreye girer. Kaostan beslenen, 3-5 kişinin pohpohlamasıyla yürüyenlerin nefesi ise çabuk kesilir.
Hımmm… Tüm bunları kim mi yapıyor?
İşte fıkra da burada başlıyor…
Bak biliyorsanız hiç anlatmayayım 🤣