Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bugün basın camiasında yaşanan bir olay, aslında uzun süredir unutulmaya başlayan çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı. Gazetecilik; öfkeyle, baskıyla, tehdit diliyle değil; akılla, sağduyuyla ve fikirle yapılır.
Gazeteci Arife Çelik’in yaptığı bir paylaşım sonrası telefonla aranarak tehdit ve ağır hakaretlere maruz kaldığını açıklaması kabul edilebilir bir durum değildir. Hele ki bir kadın gazetecinin, bir annenin böyle bir olay yaşadığını kamuoyuna duyurması, meselenin ne kadar ciddi olduğunu açıkça göstermektedir.
Gazetecilik mesleği eleştiriye açık olmayı gerektirir. Yapılan bir haberi beğenmeyebilirsiniz, bir yoruma katılmayabilirsiniz. Buna karşılık verirsiniz, açıklamanızı yaparsınız, kamuoyu önünde fikrinizi savunursunuz. Ancak iş tehdit ve hakarete dönüyorsa, orada gazetecilikten söz etmek mümkün değildir.
Bugün sosyal medyada, siyasette, günlük yaşamda insanların birbirine karşı kullandığı dil maalesef giderek sertleşiyor. Tahammül azalıyor. Her eleştiri bir saldırı gibi görülüyor. Oysa demokratik toplumlarda eleştiri doğal bir haktır. Gazetecinin görevi de soru sormak, yorum yapmak ve kamu adına konuşmaktır.
Kimse bulunduğu makamdan, sahip olduğu unvandan ya da gücünden cesaret alarak insanları korkutabileceğini düşünmemelidir. Özellikle toplum önünde olan kişilerin daha dikkatli olması gerekir. Çünkü kullanılan her söz, sergilenen her tavır topluma örnek olur.
Bir başka önemli konu da kadın gazetecilere yönelik baskıdır. Ne yazık ki zaman zaman kadın gazetecilerin daha kolay hedef haline getirildiğini görüyoruz. Oysa kadınların basın dünyasında özgürce görev yapabilmesi, düşüncelerini korkmadan ifade edebilmesi demokrasinin temel göstergelerinden biridir. Bir kadın gazetecinin kendisini tehdit altında hissetmesi, sadece meslek adına değil toplum adına da düşündürücüdür.
Basın mensupları arasında görüş ayrılıkları olabilir. Bu son derece doğaldır. Ancak bu ayrılıklar saygı çerçevesinde kalmalıdır. Çünkü gazetecilik kişisel husumet alanı değil, kamu yararı adına yapılan bir meslektir. Kalemin gücü tehditten değil, inandırıcılıktan gelir.
Arife Çelik’in yaşanan olay sonrası hukuki süreci başlatacağını açıklaması da en doğal hakkıdır. Böyle durumlarda konuşulması gereken yer sosyal medya polemikleri değil, hukuk zeminidir. Eğer ortada bir iddia varsa, bunun değerlendirmesini yapacak olan da hukuk kurumlarıdır.
Bugün burada önemli olan bir kişinin yanında ya da karşısında olmak değildir. Önemli olan, basın özgürlüğünü ve ifade hakkını savunabilmektir. Çünkü gazeteciler korkutulursa, baskı altına alınırsa kaybeden sadece gazeteciler olmaz. Toplumun haber alma hakkı zarar görür.
Bu nedenle herkesin daha dikkatli, daha sağduyulu ve daha sorumlu davranması gerekir. Basın dünyasının ihtiyacı olan şey gerginlik değil; saygı, sağduyu ve fikir mücadelesidir. Gazetecilik tehditle değil, fikirle yapılır.