Suçlu Teyp, Masum Kaos: Trafiği Değil Vatandaşı Cezalandıran Akıl

Türkiye’de bazen bir yasa çıkar ve insanın aklına şu soru düşer: Bu karar gerçekten trafik güvenliğini mi düşünüyor, yoksa vatandaşı biraz daha köşeye sıkıştırmanın yeni bir yolunu mu arıyor?

Son günlerde konuşulan trafik düzenlemesi işte tam böyle bir tartışmanın kapısını araladı.
Yeni düzenlemeye göre araçta fabrika çıkışlı olmayan ekranlı teyp varsa ceza ağır: 21 bin TL para cezası ve 30 gün trafikten men.

Yanlış okumadınız.
Aracına sonradan ekranlı teyp taktıran sürücü için tablo bu.

Şimdi bir an durup düşünelim.

Türkiye’de trafikte her gün onlarca sorun yaşanıyor.
Kırmızı ışık ihlalleri…
Aşırı hız…
Şerit ihlalleri…
Direksiyon başında telefonla mesajlaşan sürücüler…
Alkollü araç kullanımı…

Ama bütün bu tablo içinde sanki en büyük tehlike sonradan takılan bir ekranlı teypmiş gibi bir düzenleme karşımıza çıkıyor.

Vatandaşın büyük bölümü yeni model araç alamıyor.
Ekonomi ortada.

Birçok sürücü aracına sonradan ekranlı teyp taktırıyor.
Neden?

Navigasyon kullanmak için.
Geri görüş kamerası bağlamak için.
Park ederken daha güvenli olmak için.

Yani ironinin en koyu hali şu:
Trafikte güvenliği artırabilecek bir donanım kullanan vatandaş cezalandırılıyor.

İnsan ister istemez soruyor:

Gerçekten trafikteki en büyük sorun bu mu?

Ekranlı teybi olan araç mı tehlikeli,
yoksa direksiyon başında telefonla video izleyen sürücü mü?

Şehir içinde yarış pistine dönmüş caddeler dururken,
kırmızı ışığı dekor sanan sürücüler ortadayken,
alkollü direksiyon başına geçenler hâlâ haberlerdeyken…

Devletin radarının gidip bir teybe kilitlenmesi insanı düşündürüyor.

Üstelik mesele sadece ceza da değil.

21 bin lira para cezası.
30 gün trafikten men.

Yani vatandaş için pratikte şu anlama geliyor:
Arabanız var ama kullanamazsınız.

Bu noktada insanın aklına ister istemez şu cümle geliyor:

Demek ki yapılacak en mantıklı şey arabayı garaja çekmek.

Çünkü bu mantıkla yarın bir gün aracınıza taktığınız herhangi bir şey “orijinal değil” diye yeni bir ceza sebebi olabilir.

Oysa trafik güvenliği gerçekten düşünülüyorsa yapılması gereken çok daha basit.

Kural ihlalini cezalandırın.
Tehlikeli sürüşü cezalandırın.
Alkollü direksiyonu cezalandırın.
Telefonla araç kullananı cezalandırın.

Ama vatandaşın aracına güvenlik için taktırdığı bir ekipmanı suçlu ilan etmek…

İşte orada bir şey ters gidiyor.

Türkiye’de bazen sorun şu oluyor:
Gerçek problemler ortada dururken,
kolay hedefler seçiliyor.

Ve sonunda ortaya garip bir tablo çıkıyor.

Trafikte kaos devam ediyor.
Ama teypler suçlu.

İnsan düşünmeden edemiyor.

Memlekette trafik güvenliği gerçekten bir teyple mi başlıyor?
Yoksa mesele yine her zamanki gibi vatandaşa yeni bir ceza başlığı bulmak mı?

Sorunun cevabını yollarda görmek zor değil.
Direksiyon başına geçen herkes zaten biliyor.

Yayınlama: 07.03.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.