Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Özlem Çerçioğlu hakkında yıllardır dillendirilen iddialar, bugün bağımsız mahkemelerin verdiği beraat kararlarıyla çürüdü. Uzun süre kamuoyunda bir algı dosyası gibi servis edilen davalar, yargı sürecinde delil süzgecinden geçti ve hukuki karşılığını bulamadı.
İhaleye fesat karıştırma gibi ağır bir suçlama kolay telaffuz edilir; ancak sağlam bir ispat gerekir. Mahkemeler isnat edilen suçların somut delillerle desteklenmediğine hükmetmiş ve beraat kararı vermiştir. Hukuk devletinde esas olan kanaat değil, kanıttır.
Kamu malı hassasiyeti üzerinden siyaset üretmek elbette mümkündür; fakat kamu zararına ilişkin somut ve kesinleşmiş bir tespit yokken, beraat kararlarını yok sayarak şüphe üretmek adalet arayışı değil, siyasi bir pozisyon alma şeklidir.
Masumiyet Karinesi bir cümle süsü değil! Eğer bir kişi hakkında mahkeme suç unsuru yoktur diyorsa, bu karar saygı duymak zorundasınız. Aynı yargıya başka dosyalarda güvenip, bu dosyada güvenmemek hukuk ilkesiyle değil ancak siyasi tercihle açıklanabilir.
Dosyaların karara bağlanması da bir pazarlık meselesi değil, yargı sürecinin tamamlanması meselesidir. Aksi yöndeki iddialar ciddi suçlamalardır ve somut delil gerektirir. Hukuk üzerinden ima siyaseti yapmak, kurumsal yapıya zarar vermekten öteye gitmez.
Sonuçta ortada net bir gerçek vardır: Mahkemeler beraat kararı vermiş midir? Vermiştir. Tartışılması gereken konu dosyaların siyasi yorumu değil, Aydın’a yapılan ve yapılacak hizmetlerdir.
Demokraside hükmü veren iki yer vardır: Biri mahkeme salonu, diğeri sandık. Demokrasiye inancınız varsa kabul etmelisiniz ki her ikisi de kararını vermiştir.