Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Erol Özhavutçu yazdı
Türkiye’de bir belediye başkanı düşünün.
İhtiyaç sahibinin kapısını çalıyor.
Elinde yardım kolisi var.
Sonra bir fotoğraf çıkıyor ortaya…
Ve bir anda herkes savcı, herkes hâkim, herkes ahlak bekçisi.
Söke Belediye Başkanı Mustafa İberya Arıkan üzerinden koparılan fırtına tam olarak budur.
Yardımı değil, fotoğrafı konuşuyoruz.
Niyeti değil, algıyı tartışıyoruz.
Peki soralım:
Bir belediye başkanının ihtiyaç sahibine gitmesi mi sorun?
Yoksa yardımın görünür olması mı?
Bugün sosyal belediyecilik denilen şey, sadece kapalı kapılar ardında mı yapılmalı?
Kamu kaynaklarıyla yapılan bir sosyal destek çalışmasının kamuoyuna duyurulması neden otomatik olarak “reklam” sayılıyor?
Ortada bir gerçek var:
Söke Belediyesi kendi imkânlarıyla üretmiş, paketlemiş ve vatandaşına ulaştırmış.
Bu, inkâr edilecek bir tablo değil.
Asıl tehlikeli olan şu:
Yardım yapanı hedefe koyarak, yardımı itibarsızlaştırmak.
“İktidarda siz varsınız, o halde yoksulluk neden var?” demek kolay.
Ama bu sorunun cevabını belediye başkanlarının fotoğraf karelerinde aramak samimi değil.
Yoksulluk, bir fotoğrafla başlamadı.
Bir fotoğrafla da bitmeyecek.
Vatandaşın rızası olmadan yapılan hiçbir şey doğru değildir, evet.
Ama her paylaşılan kareyi “onur kırıcı” diye damgalamak da otomatik bir refleks haline geldi.
Bugün bir belediye başkanı sahaya inmezse “halktan kopuk” deniyor.
İnerse “şov yapıyor” deniyor.
Bu denklemde kim kazanıyor?
Mustafa İberya Arıkan’a yöneltilen eleştirilerin önemli bir kısmı, yapılan işten çok, yapılan işin kim tarafından yapıldığıyla ilgili.
Bu da eleştirinin değil, niyet okumanın alanıdır.
Elbette eleştiri yapılır.
Elbette yöntem tartışılır.
Ama linç, tartışma değildir.
Bu şehirde ihtiyaç sahibi bir vatandaşın kapısı çalındıysa, bunu “ayıp” saymak yerine, o kapıların ardinda yaşananı konuşmak gerekir.
Bugün bir belediye başkanı sahada ise, bu eleştirilecek değil; denetlenmesi gereken bir durumdur.
Ama denetimle linç arasındaki farkı kaybedersek, geriye sadece bağırış kalır.
Söke’nin ihtiyacı bağırış değil.
Sükûnetle yapılan hizmettir.