Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bazı seçimler vardır, sadece bir başkanın seçileceği düşünülür. Oysa sandığa atılan her oy, aynı zamanda bir kurumun geleceğine dair bir tercihtir. Söke Ticaret Borsası’nın önümüzdeki günlerde gerçekleştireceği seçimlerini de ben böyle görüyorum. Burada mesele yalnızca kimin başkan olacağı değil, borsanın önümüzdeki dönemde nasıl bir anlayışla yönetileceğidir.
Söke, üretimiyle, tarımıyla, ticaretiyle ve insanıyla güçlü bir ilçedir. Bu gücün içerisinde Ticaret Borsası’nın da önemli bir yeri var. Dolayısıyla borsanın yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren değil, yarının şartlarını da hesaplayan bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bugün üyelerin beklentilerine baktığımızda çok karmaşık talepler görmüyoruz. Üyelerinin yanında olan, onları dinleyen, sorunlarına çözüm arayan, iletişimi güçlü ve yönetim anlayışında şeffaflığı önemseyen bir borsa isteniyor. Aslında olması gereken de bu. Çünkü bir kurumun gücü, sadece sahip olduğu imkânlarla değil, üyeleriyle kurduğu bağla ölçülür.
Bu noktada Fahri Semerci’nin adaylığını önemli buluyorum. Kendisi sektörün içinden gelen, üreticiyi ve ticaret hayatını bilen bir isim. Sahada yaşanan sorunları masa başından değil, doğrudan hayatın içinden değerlendirebilecek bir tecrübeye sahip. Bu da önümüzdeki dönem açısından dikkate alınması gereken bir avantaj.
Elbette her seçimde farklı görüşler olacaktır. Farklı adaylar, farklı projeler ve farklı yönetim anlayışları ortaya koyacaktır. Bu, demokratik bir seçimin doğal sonucudur. Benim açımdan önemli olan ise adayların kim olduğundan önce, ortaya koydukları anlayışın Söke’ye ne katacağıdır.
Çünkü artık sadece bugünü kurtarmak yeterli değil. Tarımın, ticaretin ve piyasanın şartları hızla değişiyor. Üreticinin karşılaştığı sorunlar değişiyor, ticaretin kuralları değişiyor. Böyle bir ortamda kurumların da kendisini yenilemesi ve geleceğe hazırlanması gerekiyor.
Fahri Semerci’nin ortaya koyduğu yaklaşımın da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Üyelerle daha güçlü iletişim kuran, ortak aklı önemseyen ve borsanın imkânlarını daha etkin kullanmayı hedefleyen bir yönetim anlayışı, Söke’nin ihtiyaç duyduğu yeni dönemin kapısını aralayabilir.
Şunu da özellikle belirtmek isterim; değişim demek, geçmişi yok saymak değildir. Geçmişte yapılanları inkâr etmek hiç değildir. Aksine geçmişten gelen tecrübeyi koruyarak, üzerine yeni şeyler koyabilmektir. Kurumlar da insanlar gibidir; kendisini yenileyebildiği ölçüde ayakta kalır.
Önümüzde bir seçim var. Sandık kurulacak, üyeler tercihlerini yapacak ve sonuç ortaya çıkacak. Hangi aday kazanırsa kazansın, benim dileğim Söke Ticaret Borsası’nın daha güçlü, daha etkin ve üyeleriyle daha fazla bütünleşmiş bir kurum olmasıdır.
Ama bugün karar verme noktasında olan borsa üyelerinin bir şeyi de kendilerine sormaları gerektiğine inanıyorum: “Biz önümüzdeki yıllarda nasıl bir Ticaret Borsası görmek istiyoruz?”
Eğer cevap; üyeleriyle daha fazla iletişim kuran, üreticinin sorunlarına daha yakından eğilen, şeffaf, ulaşılabilir ve geleceğe hazırlanan bir borsa ise, o zaman değişim ihtimalini de masaya koymak gerekir.
Son sözü elbette sandık söyleyecek.
Benim söyleyebileceğim ise şu: Söke’nin geleceği için yapılacak her tercih değerlidir. Çünkü bazen bir seçim sadece bir yönetimi değiştirmez; bir kurumun bakış açısını, çalışma biçimini ve geleceğe yürüyüşünü de değiştirir.
Söke için, üretici için ve ticaret hayatımız için hayırlı bir seçim olması dileğiyle.