Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Söke’de uzun yıllar Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptıktan sonra siyasete atılan ve belediye başkanlığı koltuğuna oturan Dr. M. İberya Arıkan, belki de hayatının en zorlu sınavını veriyor. Çünkü bazen siyaset, mahkeme salonlarından daha çetin olabiliyor.
Yıllarca hukukun içerisinde görev yapan, devlet ciddiyetiyle yetişen Arıkan, bugün Söke’de sadece bir belediye başkanı olarak değil, aynı zamanda farklı görüşleri aynı noktada buluşturmak zorunda olan bir yönetici olarak da mücadele ediyor. Son dönemde yaşanan tüm eleştirilere, siyasi baskılara ve tartışmalara rağmen sergilediği sakin ve sabırlı duruş, birçok kesim tarafından dikkatle takip ediliyor.
Bugün Söke’de yapılan her yatırım, atılan her adım ve ortaya konulan her proje, ne yazık ki çoğu zaman hizmet üzerinden değil, siyasi gözlüklerle değerlendiriliyor. Kimin ne yaptığına bakılmadan, hangi tarafta durduğuna bakılıyor. Destekleyenler olduğu gibi, yapılan her işe peşinen karşı çıkan, eleştiriyi bir refleks haline getiren bir kesim de var.
Peki, neden?
Aslında bu sorunun cevabı, Söke’nin yıllardır çözemediği başka bir sorunda gizli: Güven eksikliği ve bitmek bilmeyen dedikodular…
İlçede ayrışma denildiğinde konuşulacak o kadar çok konu var ki… Bundan bir buçuk yıl önce, bir ilçe yöneticisinin özel hayatıyla ilgili yaşanan bir olay günlerce konuşuldu. Konu yargıya taşındı, süreç devam ederken siyasi kararlar alınmaya başlandı. İlçe başkanı, mahkemenin sonucunu beklemeden yöneticinin istifasını istedi.
Peki, hukuk devletinde olması gereken bu mu?
Yargı kararını vermeden insanlar suçlu ilan edilebilir mi?
Ya yarın mahkeme o kişinin haklı olduğuna karar verirse, bugün söylenen sözlerin hesabını kim verecek?
Siyaset; duygularla değil, hukukla, vicdanla ve sağduyuyla yapılmalıdır. İnsanları mahkeme kararından önce yargılamak, sadece kişilere değil, siyasetin kendisine de zarar verir.
Benzer olayları Söke’de sık sık görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde bir belediye meclis üyesinin evinde yaşanan tartışma, bunun en son örneklerinden biri oldu. Dost meclisinde başlayan bir sohbet, geçmişten gelen husumetlerin yeniden alevlenmesine neden oldu. Şikâyetler yapıldı, emniyet devreye girdi, olay büyüdü.
Ancak olayın en düşündürücü tarafı, kimsenin gerçeği araştırmadan, karşı tarafı dinlemeden hüküm vermesiydi.
Herkes savcı, herkes hâkim, herkes bilirkişi olmuş durumda…
Oysa gerçekler, dedikoduların arasında kaybolup gidiyor.
Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken başka bir gerçek daha var. Söke’de yaşanan bu ayrışmanın, kırgınlıkların ve güven probleminin ortadan kaldırılması noktasında en büyük sorumluluklardan biri de AK Parti İlçe Başkanı M. Saki Oğuz’un omuzlarında bulunuyor.
Siyaset, sadece seçim kazanmak ya da teşkilatı yönetmek değildir. Siyaset, aynı zamanda insanları aynı hedef etrafında bir araya getirebilme sanatıdır. Bugün Söke’de yaşanan kutuplaşmaya, parti içindeki kırgınlıklara ve teşkilat içerisinde zaman zaman ortaya çıkan kopukluklara bakıldığında, Sayın Oğuz’un şapkasını önüne koyup yeniden bir değerlendirme yapması gerektiği açıkça görülüyor.
Çünkü bu birlikteliği sağlayacak, kırgınlıkları ortadan kaldıracak ve ortak bir hedef oluşturacak makam, ilçe başkanlığı makamıdır. Ancak görünen tablo, bu konuda yeterli adımların atılamadığını gösteriyor. Siyasetin her geçen gün daha da zorlaştığı Söke’de, insanları birbirine yaklaştıracak bir anlayışın ortaya konulamaması, hem teşkilata hem de ilçenin geleceğine zarar veriyor.
Bugün Söke’de siyaset yapmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Çünkü insanlar fikir üretmekten çok, birbirini yıpratmakla meşgul. Birçok kişi siyasete girmek istiyor ama yaşananları gördükçe geri adım atıyor. Siyasetin içinde olanların önemli bir kısmı ise yaşadıkları baskıdan, dedikodudan ve güvensizlik ortamından şikâyet ediyor.
Tam da bu noktada Dr. M. İberya Arıkan’ın sabırlı yönetim anlayışı öne çıkıyor. Eleştiriler karşısında tansiyonu yükseltmek yerine sakin kalmayı tercih etmesi, olaylara hukukun ve devlet tecrübesinin verdiği bakış açısıyla yaklaşması, Söke siyasetinde alışılmışın dışında bir profil ortaya koyuyor.
Belki de Dr. M. İberya Arıkan’ı Söke siyasetinde farklı kılan en önemli özellik, yıllarca Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olmasının kendisine kazandırdığı devlet disiplini ve sabırdır. Çünkü mahkeme salonlarında yıllarca insanların hikâyelerini dinleyen, karar vermeden önce delilleri inceleyen, acele etmemeyi öğrenen bir ismin, siyasete de aynı anlayışla yaklaşması son derece doğaldır.
Bugün Söke’de yaşanan birçok tartışmada Arıkan’ın sessiz kalmayı, polemiklere girmemeyi ve zamanın doğru cevabı vereceğine inanmayı tercih ettiği görülüyor. Kimi zaman bu tavrı eleştiriliyor, kimi zaman ise “Neden daha sert çıkmıyor?” soruları soruluyor. Ancak Arıkan’ın yönetim anlayışına bakıldığında, enerjisini tartışmalara değil, projelere ve hizmetlere ayırmak istediği açıkça görülüyor.
Belki de Söke siyasetinin alışık olmadığı nokta tam da burasıdır. Çünkü yıllardır yüksek sesle konuşanların arasında, sakin kalmayı tercih eden bir yönetici profili ortaya çıkmıştır.
Aslında Söke, potansiyeli çok yüksek bir şehir. Tarımıyla, sanayisiyle, turizmiyle ve yetişmiş insan gücüyle çok daha iyi yerlerde olmayı hak ediyor. Ancak ilçenin önündeki en büyük engel ne ekonomi ne de yatırım eksikliği…
Asıl sorun, insanların birbirine güvenmemesi.
Çünkü güvenin olmadığı yerde birlik olmaz.
Birliğin olmadığı yerde güç olmaz.
Gücün olmadığı yerde ise kalkınma sadece güzel bir hayal olarak kalır.
Dr. M. İberya Arıkan eleştirilebilir, yaptığı işler tartışılabilir. Ancak bugün mesele sadece Arıkan meselesi değildir. Mesele, Söke’nin nasıl bir gelecek istediği meselesidir.
Bu şehir, dedikoduların gölgesinde mi yaşayacak?
Yoksa farklı düşüncelere rağmen aynı masa etrafında buluşup ortak bir gelecek mi kuracak?
Belki de bugün Söke’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey, bağıran siyasetçiler değil; sabırla çalışan, dinleyen ve uzun vadeli düşünen yöneticilerdir.
Çünkü bazen bir şehri ileriye taşıyan şey, büyük sözler değil, zor zamanlarda gösterilen sakinlik ve kararlılıktır.
Önümüzdeki süreçte Söke’nin hangi noktaya geleceğini zaman gösterecek. Ancak bugün görünen bir gerçek var ki, Dr. M. İberya Arıkan sadece bugünün belediye başkanı olmak istemiyor; o, yıllar sonra dönüp bakıldığında “Söke için iz bırakan isimlerden biri” olarak anılmak istiyor.
Belki de bu yüzden, tüm eleştirilere rağmen yoluna sakin, sabırlı ve kararlı adımlarla devam ediyor.
Çünkü bazen bir şehri geriye götüren şey, yatırımların eksikliği değil; insanların birbirine olan inancını kaybetmesidir. Söke’nin bugün en büyük ihtiyacı, birbirini suçlamak değil; birbirine güvenmeyi yeniden öğrenmektir.