Bülbülüm Altın Kafeste, Öter Aheste Aheste

Siyasetin bir estetiği vardı eskiden. Söz, tartılırdı. Cümle, ölçülürdü. Makam, ağırlık taşırdı. Şimdi bakıyoruz; altın kafesler çoğaldı, ama içindeki sesler incelmek yerine kabalaştı.

Süleyman Bülbül son günlerde öyle bir üslup tutturdu ki, insan ister istemez bu eski türküyü hatırlıyor: “Bülbülüm altın kafeste, öter aheste aheste…”
Fakat ortada bir ahenk yok. Ahenk yerine öfke, letafet yerine lüzumsuz bir sertlik var.

Oysa bülbül dediğin zarif öter. Sözü inceltir, kulağa değer katar. Buradaysa kelimeler çarpıyor, dağılıyor, iz bırakmıyor. Çünkü sözün gücü bağırmakta değil, yerini bulmakta saklıdır.

Son günlerde yapılan paylaşımlara bakıyorsun; edebiyatın gölgesine sığınıp hakareti meşrulaştırma çabası… Can Yücel üzerinden kurulan cümlelerle sokak ağzını cilalama gayreti…
Ne şiir bu yükü taşır, ne siyaset bu dili kaldırır.

Bir milletvekili konuştuğunda sadece kendini temsil etmez. O söz, bir şehre yazılır. Bir seçmene dokunur. Bir kurumu yansıtır. Bu yüzden dil, sadece iletişim aracı değil; aynı zamanda karakter beyanıdır.

Buradaki mesele bir kelime meselesi değil. Bu, bir tercih meselesi.
Ve her tercih, sahibini ele verir.

Çünkü siyaset, öfkenin yükseldiği yerde değil; aklın konuştuğu yerde güçlenir. Gürültü, kısa vadede dikkat çeker ama uzun vadede ciddiyeti aşındırır. Hele ki kamuoyunun artık reflekslerinin keskinleştiği bir dönemde, bu tarz çıkışlar alkıştan çok not hanesine yazılıyor.

Aydın’ın gündemi ağır. Yerel yönetim tartışmaları, kamuya yansıyan iddialar, liyakat meselesi… Bunlar konuşulmayı beklerken, sahnenin merkezine üslup tartışmasının oturması bir tercih değil, bir kaçış izlenimi veriyor.

İnsan ister istemez soruyor:
Aheste aheste ötmek mi gerekirken, neden bu telaş?
Bu acele, bu sertlik… neyi bastırma çabası?

Çünkü siyasetçinin sesi yükseldiğinde, çoğu zaman zemini zayıflamıştır.
Ve zemin kaydığında, en çok gürültü çıkar.

Aydın, bu sesi değil; bu şehre yakışan bir dili hak ediyor.
Kafesin altın olması yetmez. İçinden çıkan ses de kıymetli olmalı.

Yoksa geriye sadece şu kalır:
Çok konuşulan ama az ciddiye alınan bir siyaset.

Ve en kötüsü de budur.

Yayınlama: 27.04.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.