Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Son iki gündür Kuşadası’nda siyaset oldukça hareketli. Belediye Başkanı Ömer Günel hakkında ortaya çıkan gelişmeler ve gözaltı iddialarıyla birlikte şehirde hem siyasi hem de toplumsal anlamda ciddi bir tartışma başladı. Sosyal medyada yapılan paylaşımlar, ardı ardına gelen açıklamalar ve özellikle hukukçu kimliği taşıyan bazı isimlerin yorumları, kamuoyunda farklı tepkilerin oluşmasına neden oluyor.
Böylesi durumlarda en çok ihtiyaç duyulan şey ise sağduyu ve sakinliktir.
Bir kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş olması, o kişinin kesin olarak suçlu olduğu anlamına gelmez. Hukuk devletlerinde süreç bellidir: soruşturma yapılır, deliller değerlendirilir ve yargı kararını verir. Eğer ortada bir suç yoksa ve deliller bunu desteklemiyorsa, ilgili kişi zaten serbest kalır. Bu noktada herkesin en çok güvenmesi gereken şey ise adalet mekanizmasıdır.
Ancak son günlerde yapılan bazı açıklamalar dikkat çekici. Özellikle avukat kimliğine sahip bazı kişilerin, hukuki süreç tamamlanmadan kesin yargılar içeren açıklamalar yapması kamuoyunda farklı tartışmaları da beraberinde getiriyor. Oysa avukatlık mesleği, kanunlara ve hukuk düzenine en fazla güvenmesi gereken mesleklerden biridir. Hukuku bilen, sürecin nasıl işlediğini en iyi kavrayan kişilerden beklenen şey; toplumu daha fazla germek değil, hukuki sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlamaktır.
Burada sorulması gereken basit ama önemli bir soru var:
Ortada hiçbir delil ve gerekçe yoksa, devlet memurları neden böyle bir riski alsın?
Devletin farklı kademelerinde görev yapan insanlar var. Bu kişiler de aileleri olan, mesleklerini sürdüren, çocuklarına helal lokma götürme sorumluluğu taşıyan bireylerdir. Hiçbir kamu görevlisi durduk yere böylesine ciddi bir adımı atmak istemez. Dolayısıyla sürecin arkasında mutlaka incelenmesi gereken iddialar, değerlendirilmesi gereken bilgiler vardır.
Bu nedenle en doğru yaklaşım; bağırıp çağırmak, sokak tartışmaları yaratmak ya da sosyal medya üzerinden kesin hükümler vermek değil, sürecin tamamlanmasını beklemektir.
Eğer Ömer Günel suçsuzsa, zaten hukuk sistemi bunu ortaya çıkaracak ve kimse ona bir şey yapamayacaktır. Ama eğer yapılan incelemeler sonucunda bir suç tespit edilirse, o zaman da hukukun gereği neyse o uygulanacaktır. Bu noktada yapılacak tek şey adaletin işlemesine saygı duymaktır.
Toplumların en büyük güvencesi hukuktur. Hukuka olan güven sarsıldığında sadece bir kişi değil, bütün toplum zarar görür. Bu nedenle özellikle hukukçuların ve kamuoyunu etkileyebilecek konumda olan kişilerin sözlerine daha fazla dikkat etmesi gerekir.
Bugün Kuşadası’nda yaşanan tartışmaların da sağduyu ile değerlendirilmesi gerekiyor. Kimsenin peşinen suçlu ilan edilmediği, aynı şekilde kimsenin de dokunulmaz olmadığı bir sistemde yaşıyoruz.
Sonuç olarak yapılması gereken şey çok basit:
Sakin olmak, süreci takip etmek ve en önemlisi adalete güvenmek.
Çünkü gerçekler er ya da geç ortaya çıkar.