Aydın’da Oda Seçimi: Mesele İsim mi, Denge mi?

Aydın’da oda seçimleri yaklaştığında şehirde garip bir hava oluşur. Kimse yüksek sesle konuşmaz ama herkes bir şey anlatır. Kahvede çay karıştıran kaşığın sesi bile sanki aynı soruyu sorar: “Bu iş nereye gidiyor?”
Aydın Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (AYESOB) seçimi tam da böyle bir atmosferde ilerliyor.
Mesele yalnızca bir başkanın değişip değişmemesi değil. Mesele, bir siyasi damarın kendi içinde nasıl pozisyon aldığı.
Uzun süredir yarışın mevcut başkan Muhammet Ali Künkcü ile Semih Özmeriç arasında geçeceği konuşuluyordu. Hesaplar iki aktörlüydü. Senaryo netti.
Sonra sahneye Serhan Avşar çıktı.
İşte tam o noktada mesele isimlerden çıkıp dengeye dönüştü.
Siyasette bazen adaylık bir iddia değildir; bir etki yaratma biçimidir. Bazen bir isim kazanmak için değil, denklemi değiştirmek için sahaya sürülür. Bu cümle kimseyi hedef almaz. Ama siyasetin doğasını tarif eder.
Burada asıl soru şu: Aynı siyasi gelenekten gelen iki güçlü figürün aynı kulvarda koşması gerçekten spontane bir gelişme mi? Yoksa bir hesap hatası mı? Daha açık sorayım: Bu tablo kime yarar?
Milliyetçi Hareket Partisi geleneği Türkiye’de disiplinle anılır. Hiyerarşi duygusu güçlüdür. Özellikle Devlet Bahçeli sonrası teşkilat refleksi daha da belirginleşmiştir. Böyle bir yapının yerelde parçalı bir görüntü vermesi doğal olarak dikkat çeker.
Bu bir oda seçimi olabilir. Ancak tabanda oluşacak algı yalnızca oda ile sınırlı kalmaz.
İftar programında yapılan adaylık açıklaması… Salondaki kadrajlar… Gönderilen çelenkler… Özellikle il başkanlığı cephesinden gelen işaretler… Siyasette semboller boş değildir. Bazen tek bir çelenk, onlarca cümleden daha güçlü mesaj verir.
Şimdi gelelim çıplak matematiğe.
Aynı taban iki ayrı adrese yönelirse üçüncü bir adayın alanı genişlemez mi? Bu yalnızca teorik bir ihtimal değil; seçim tarihinin en temel kuralıdır. Bölünen oy, güç üretmez.
Burada kimsenin adaylık hakkı tartışılmıyor. Tartışılan şey zamanlama ve sonuç ihtimali.
Künkcü’nün avantajı kurumsal hafıza ve sahadaki süreklilik.
Özmeriç’in avantajı değişim iddiası.
Avşar’ın hamlesi ise dengeleri sarsma potansiyeli taşıyor.
Bu potansiyel bilinçli bir strateji mi, yoksa kontrolsüz bir rekabetin yan ürünü mü? İşte belirsizlik tam burada başlıyor.
Siyasette en tehlikeli durum, herkesin kendini haklı görmesidir. Çünkü herkes haklıysa kimse geri adım atmaz. Geri adım atılmadığında ise çoğu zaman kazanan dışarıdan biri olur.
Aydın esnafı pragmatiktir. Kim sahada kalıcı, kim rüzgârla gelmiş, kim hesap yapıyor, kim gerçekten temsil ediyor; sandıkta bunun karşılığını verir. Sandık sadece isim seçmez, stratejiyi de not eder.
Bu süreç bana şunu hatırlatıyor:
Bazen en büyük risk rakip değil, kendi içindeki çoğalmadır. Çokluk güçtür denir. Ama koordinasyonsuz çokluk zayıflıktır.
AYESOB seçimi sonuçlandığında ortaya çıkacak tablo yalnızca “kim başkan oldu?” sorusunu cevaplamayacak. Aynı zamanda Aydın’daki milliyetçi damarın ne kadar birlikte hareket edebildiğini de gösterecek.
Seçim kazanılır ya da kaybedilir.
Asıl mesele, seçimden sonra ortaya çıkan fotoğrafın ne anlattığıdır.
Aydın şu an o fotoğrafın çekilmesini bekliyor.

Yayınlama: 04.03.2026
A+
A-
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.