Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Süleyman Bülbül yine sahnede…
Bu kez hedefinde Söke Atatürk Parkı var. Henüz detayları kamuoyuna net biçimde açıklanmamış bir düzenleme üzerinden Atatürk’ün adı siliniyor! Ağaçlar kesiliyor! Beton bahçesi yapılacak! Yandaşlara ihale verilecek! gibi peş peşe sıralanan ağır ithamlar…
Acaba bu açıklamalar gerçekten Sayın vekilin çevre hassasiyetinden mi doğuyor, yoksa siyasi öfkenin dışa vurumu mu?
Sayın Bülbül! Atatürk üzerinden siyaset yapmak, adı siliniyor demek sıradan bir eleştiri değildir. Bu, bilinçli şekilde toplumsal hassasiyeti kaşımaktır. Bu iddianızla ilgili somut belge, resmi bir karar, açık bir isim değişikliği planı var mıdır? Ortada böyle bir karar yokken, kamuoyunda isim siliniyor algısı yaratmak sorumluluk göstergesi değil açıkça provokasyondur.
Üstelik Ankara örneğini bizzat kendiniz veriyorsunuz. Ama verdiğiniz örnek iddianızı güçlendirmek yerine adeta çürütmüş.
Ankara’daki Mustafa Kemal Millet Bahçesi ortada…
Adı Mustafa Kemal Millet Bahçesi…
Veeee … beton değil, geniş ve yemyeşil bir alan olarak hizmet veriyor.
Hem Millet Bahçesi konsepti uygulanmış hem de Mustafa Kemal adı yaşatılmış.
Şimdi bu gerçeklerle yola çıktığımızda, Millet Bahçesi = Atatürk’ün adını silmek denklemini kurmak ya bilgisizliktir ya da bilinçli bir manipülasyon.
Aslında tam da burada çok daha dikkat çekici bir durumdan söz etmek gerekir; Yıllardır milletvekilliği yapan Süleyman Bülbül, Söke ve Aydın Büyükşehir Belediyesi yönetimi parti değiştirene kadar adeta dut yemiş bülbül gibiydi… Sesinin bu kadar yüksek perdeden çıktığına pek şahit olmamıştık.
Sanki Söke AK Parti’ye geçince birden siyasi kimliğini hatırlamış bir aydınlanma yaşamış gibi…
Gerçek şu ki; siyaset, sandıkla gelir sandıkla gider. Partiler değişebilir, tercihler değişebilir. Ama şehirler kalıcıdır… Parklar kalıcıdır… Halk kalıcıdır… Eğer bugün bu kadar sert bir üslup varsa, bunun sebebi bir düzenleme projesi değil; siyasi zeminin değişmesidir. Zira mesele gerçekten park olsaydı, eleştiriler de proje detayları üzerinden yürürdü. Bu da açıkça göstermekte ki mesele siyasi güç dengesi!
Henüz proje açıklanmadan ağaçlar kesilecek demek; kamuoyunu korkuya sevk etmektir. Eğer gerçekten doğaya zarar verecek bir uygulama varsa, hiç merak etmeyin Söke halkı bunun karşısında elbet durur. Ancak daha plan ortada yokken hüküm vermek, muhalefet değil; peşin yargıdır. Elbette kimse ağaç kesilsin, yeşil alan azalsın istemez. Ama düzenleme ile tahribatı aynı kefeye koymak, iyi niyetli bir değerlendirme değildir. Sadece bir park değil… Söke’nin her bir ağacı, her bir sokağı, her bir meydanı kıymetlidir. Ve Söke kentine de parkına da başkanına da sahip çıkacak bilinçtedir.
Daha bakımlı yürüyüş yolları, daha güvenli oyun alanları, daha düzenli peyzaj, daha erişilebilir sosyal alanlar… Tüm bunlar sizi neden rahatsız ediyor sayın vekilim? İtiraf edin sizi asıl korkutan yerel iktidarla genel iktidarın gücünün birleşmesi… ancak unutmamak gerekir ki, şehir için siyasi uyum bir avantaj, hizmet için koordinasyon bir fırsattır.
Ve küçük bir tavsiye, Milletvekilliği makamı öfkeyle değil, sorumlulukla taşınır. Söke’nin parkı üzerinden siyasi bir rövanş arıyorsanız, bu ne kente ne de temsil ettiğiniz makama yakışır. Sınırını aşan eleştirilerinizi bir kez daha gözden geçirmeli ve kamuoyunu belediye başkanına karşı kışkırtma amacı taşıyan üslubunuzu acilen düzeltmelisiniz.
Hatta belediye başkanımız Sayın Mustafa İberya Arıkan’a bir teşekkür borçlusunuz bence… Pas tutmuş siyasi kimliğinizi yeniden hatırlamanıza yardımcı olduğu için…
Saygılar…