Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir şehirde tartışma bitmiyorsa, mesele çoğu zaman nettir bilinçli olarak bulanıklaştırmak
Bugün Kuşadası’nda yaşanan tam da budur.
Soruyu en baştan ve yüksek sesle soralım:
Tapu kimde?
Bu tapunun sahibi kim?
Kuşadası Belediyesi mi, Büyükşehir Belediyesi mi?
Hukuk burada son derece açıktır. Tapu kimdeyse, taşınmazın kullanım hakkı da ondadır. Gerisi laf kalabalığıdır, teferruattır.
Kiracı olmanın sınırları bellidir. Kiracı, ev sahibinin bilgisi ve izni olmadan evin içine ev yapamaz. Duvar öremez, alan genişletemez, yapıyı fiilen işgal edemez. Hele hele kamuya ait bir alanda, hele hele hayati bir noktadaysa… Bu artık kiracılık değil, fiili gasptır.
Peki ev sahibi ne yapar?
Normal şartlarda müdahale eder.
Hukukunu korur.
Malına sahip çıkar.
Ama burada garip olan şudur: kaçak yapılaşmaya karşı görevini yapmak isteyen ekiplerin engellenmeye çalışılmasıdır. Devletin memuruna “dur” demek, hukuka “bekle” demektir. Bu, yetki aşımı değilse nedir?
İtfaiyenin alanı daraltılıyorsa, mesele artık imar değil; can güvenliğidir.
Yangında saniyelerle yarışılan bir yerde, çadırla, inatla, suskunlukla zaman kaybedilmez.
Bu yüzden tekrar ediyorum:
Tapu kimdeyse sorumluluk ondadır.
Yetki kimdeyse hesap da ondan sorulur.
Kiracı sınırını aşmışsa durdurulmalıdır.
Ev sahibi görevini yapmıyorsa kamuoyu bunu sorgulamalıdır.
Çünkü yarın yaşanacak bir felaketin mazereti olmaz.
Bu şehir kimsenin siyasi hesap defteri değildir.
Bu şehir insanların evidir, canıdır, güvenliğidir.
Birde teşekkürler Aydın Valisi kusadasi Kaymakamı zamanında müdahale ettiniz.